Ana içeriğe atla

Kayıtlar

MUHALİF OLMANIN DAYANILMAZ ACISI

Çoğu insan çocukluğunu unutarak büyür. Çocukluk döneminin, ari bir iyilik dönemi olduğuna inanılır. Esasen bilincimize yerleştirilen bu kalıplar, bir nevi us evrenimize zorla yerleştirilen dini bilgi ve normlarla benzeşmektedirler. Bunlar: Kutsal aile, kutsal anne ve halesi tepesinde çocuklarımızdır. Kutsallaştırılan her olgu kendi bağlamından uzaklaştırılır ve bu yüzden gerçek giderek bulanıklaşmaya başlar. Türkiye toplumu; tüm bu kuşatmanın içerisinde görme bozukluğu yaşamanın ötesinde kör bir toplumdur. İnsanın us gelişimini bir kenara bırakırsak, doğa içerisinde yaşayan diğer canlılardan öz itibari ile farkı yoktur. Karanlığa kapatılan ve çiğ et yedirilen her canlı bir müddet sonra vahşileşir ve ölüm makinesi haline gelir. Çocukların canlılara işkence etme ya da öldürme eğilimi vardır. Bu durumun nedenlerini psikolojik pek çok incelemede ortaya çıkarabiliriz. Bireyin insan olma durumu bu yüzden eğitimle birlikte başlar. Kadın ya da erkek tüm çocukların içerisinde öldürme ve yok et...

ÖLÜMCÜL DEMOKRASİ

7 Haziran 2015 Türkiye siyasi tarihinin önemli bir dönüm noktasıdır. Demokrasi kisvesi altında yapılan seçimlerin, faşist ideolojinin istediği doğrultusunda sonuçlanmamış olması neo faşist praksisi harekete geçirmeye yetmiştir. Malum iktidarın demokrat olduğu propagandasını yapan neo liberal Aydıncıkların bugün düştükleri durumun belgesel tadında olduğunu söyleyebiliriz. Post-modern hayatlarımızda düşük yoğunluklu savaş psikolojisinin içerisinde yaşamaya ya da nefes almaya çalışıyoruz. Türkiye muhalefetinin içinde bulunduğu basiretsizlik ve güçsüzlük Tirani yönetimin erk gücüne sınırsız bir enerji taşımaya devam etmektedir. Bu korku filminin her an başrol oyuncuları siz olabilirsiniz. Sürekli tekrarlanan duygu yüklü sahnelerin, duyargalarımızı tahrip etmesi kaçınılmazdır. Kıyıya vuran Aylan bebeği unuttuk bile. Gezi olaylarında yaşamını yitiren genç bedenleri, onları unutmayı dahi gerekli görmedik zira ölenler bizden değildi. İKİ KERE ÖLMEK YA DA TEKRAR DİRİLMEK Sınıfsal yapısındaki...

YALNIZLIKLAR

Karlı bir ağustos sabahına gözlerini aralıyordu. Yatağın çıkardığı çirkin homurtular ruhuna karışan soğuk ürpertinin sesini taklit eder gibiydi. Ağustosun ortasında üşür mü hiç insan? Titrer mi? Sıcağın koynunda it gibi titrer mi hiç insan? “Senden beklenen bütün bu güç işleri başarabilecek kadar kararlı, kalabalıklar içinden suçluları gözünü kırpmadan çekip çıkarabilecek kadar, bütün bu işlerin üstesinden gelebilecek kadar güçlü olduğunu biliyorum: Çünkü O’sun sen. Ama bu umutla ne kadar oyalayabileceksin bu kalabalıkları? Bir süre sonra, işlerin düzelemeyeceğini görecekler. Ellerindeki ekmek büyümediği için senden aldıkları umut da tükenmeye başlayacak”.                                    KARA KİTAP-ORHAN PAMUK YKY (S:170) Kapanan yalnızca bir kitabın kapağı değildir. Hayatlar gazete kağıdına sarıldığında, yemeyi ertelenen çekirdeğin hikayesi beliriverir insanın karşısında. Mori o sabah uyan...

KOPERNİKTEN SEVGİLERLE

2215 Yılının ocak ayı günlerden Çarşamba, not defteri tutmak yasak, ancak savunma bakanlığımdaki üst düzey görevimden dolayı böylesi bir lükse şimdilik sahibim diyebilirim. Benim adım “Ç”  yaşadığımız fanusta insanlara herhangi bir isim verilmeyeli yüz yıldan fazla bir süre oluyor. Kişiler kodlanan harfleri ile çağrılıyor. Ben erkek “Ç” kişiliği tamamen silinmek üzere olan cinsel arzuları yasaklanan robot ve insan karışımı bir canlı. Kara kapaklı defteri kapattığında gözleri dolmuştu. Duygu yasak, kitap okumak, aşık olmak, tarihi kaydetmek yasaktı. Bu yasakların sorumlusu ne bir devlet ne de ülke olabilmiş bir yer. Bu yerin adı; Kopernik. Cama doğru yaklaştı gökyüzü gri ve renksizdi. Dışarı çıkmak, insanlara özel olarak oluşturulan bölgelerden uzaklaşmak ölümcül olduğundan erkek Ç gökyüzünü pencereden seyretmek zorundaydı. İşe gitmek ve sevgilisi dişi Ç’yi görmek için sabırsızdı, masanın üzerinde duran evrakları özensizce çantasına koydu ve işe gitmek üzere yaşadığı fanustan ç...

ARABESK KÜLTÜR VE TOPLUM

           Prof.Dr.Nazife Güngör "Her insanı, her kültürü, her  estetik hazzı, her sanatsal yaratıyı kendi toplumsal, kültürel ve ekonomik  koşulları içerisinde değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum.  Herkes ancak kendi kategorisi içerisindekilerle karşılaştırılabilir ve de güç yarışına girebilir. " Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Nazife Güngör ile Arabesk kültür ve son dönemlerde bu kültür üzerine yaşanan tartışmaları ele aldık. -Arabesk kültür nedir? Kısaca bize anlatır mısınız? Sorunun yanıtına geçmeden önce “arabesk” sözcüğünün anlamına kısaca bakmakta yarar var. Sözcüğün, anlam itibarıyla Arabik olanı çağrıştırdığı açık. Arap kültürü ve sanatı içerisinde, özellikle de mimari alanında  estetik bir tarz olduğu bilinmektedir. Endülüs  Emevilerinin İspanya’da bir dönem kurmuş oldukları uygarlık içerisinde doğan mimari bir dekorasyon tarzıdır. Mimaride Arap tarzına özgülüğü anlatması için türetilmiş bir ter...

ANNE BEN ASEKSÜELİM!

Toplumsal gelişim süreçlerini incelerken, pek çok disiplinden yararlanılabilir. Ancak toplumsal ya da bireysel olgularda bireyin, kişisel deneyimlerinin gerçeğe yakın sonuçlar verdiğini yadsıyamayız. Türkiye örnekleminden hareketle sevgi, cinsel yoksunluk ve kadın, erkek ilişkilerini değerlendirmeye, bu veriler ışığında “kutsal şiddete” doğru uzanan yolun takibini yapmaya çalışacağım. Modern batı toplumlarındaki iletişim biçimlerini unutun. Yaşadığınız coğrafyanın gerçekliğini okuduğunuz çoğu kitabın içerisinde aramaya çalışmayın, lakin bu çabanız beyhude bir çaba olabilir ve hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Doğu toplumlarında sevgi, şiddet  ögelerini  içinde barındıran bir ruh halidir. Modern batı toplumlarına ilişkinde aynı tespiti yapmak yanlış olmayacaktır. Ancak buradaki temel paradoks şiddetin boyut değiştirmesinde yatmaktadır. Mülkiyet, mantalitesinin bireyin ruh dünyasındaki hakimiyeti göz önünde bulundurulduğunda, geldiğimiz noktada doğu toplumlarının kutsal ...

ÖLÜM YOKUŞU

Her zaman belirli hayaller kurarız, bazılarımız hayal kurmayı unutmuş olsa da konuşmaya çalışırız kimsesiz çocuklarla. Güneş doğarken, içini titreten soğuğa benzer hayal kurmak, mutlu eder ancak can yakar ve köpek gibi titrersin karanlığında. Biradan bir yumdum aldıktan sonra sigaraya uzandı titreyen parmaklarım, nefessiz kalmış herkesin son sığınağıdır sigara. Yapılan kötü huylu reklamlara kanma canın neyi istiyorsa yeri geldiğinde onu yapmasını bil. Giderek dönüyordu dünya, sarhoşluk hissine yakındı düşlerim, zaman akarken sanki onun bacaklarından akıyor gibiydim. Ellerim ceplerimde Kaleiçi sokaklarında yürürken, sarı sokak lambasının aydınlattığı taşlara bakıyor ve düşlere dalıyordum. Kaldırımda yalnız bir kadın yanında onlarca şişe eşlik etmek istersin bir iç çeker sonra yoluna devam edersin. Tecavüz kokar, mütedeyyin kokar, isyan kokar, biber gazı kokar sokakları memleketin. Fahişeler için kart basma vakti gelir gecenin ilerleyen saatlerinde  çalışma koşulları korkutucudur, a...