Her zaman belirli hayaller kurarız, bazılarımız hayal
kurmayı unutmuş olsa da konuşmaya çalışırız kimsesiz çocuklarla. Güneş doğarken, içini titreten soğuğa benzer hayal kurmak, mutlu eder ancak can yakar ve köpek gibi titrersin karanlığında.
Biradan bir yumdum aldıktan sonra sigaraya uzandı titreyen parmaklarım, nefessiz
kalmış herkesin son sığınağıdır sigara. Yapılan kötü huylu reklamlara kanma
canın neyi istiyorsa yeri geldiğinde onu yapmasını bil. Giderek dönüyordu dünya, sarhoşluk hissine yakındı düşlerim, zaman akarken sanki onun bacaklarından akıyor
gibiydim. Ellerim ceplerimde Kaleiçi sokaklarında yürürken, sarı sokak
lambasının aydınlattığı taşlara bakıyor ve düşlere dalıyordum. Kaldırımda yalnız bir kadın yanında
onlarca şişe eşlik etmek istersin bir iç çeker sonra yoluna devam edersin. Tecavüz
kokar, mütedeyyin kokar, isyan kokar, biber gazı kokar sokakları memleketin. Fahişeler
için kart basma vakti gelir gecenin ilerleyen saatlerinde çalışma koşulları korkutucudur, açılan kapının ardında
birileri yine et pazarlığı yapıyor anlaşılan. Kafamı çevirip karşıya bakmaya
devam ediyordum, polis telsizinin rahatsız edici sesiyle irkildim. Sarhoşken eve
yürüyerek gitmenin milyonlarca avantajlarından sadece birisidir telsiz sesi.
Yanımdan geçen transseksüellerin yakışıklılığım üzerine yorumlarını dinleyerek
keyifleniyordum. Toplumsal gerçekliklerin ardında yatan aşkın yakıcı kuvvetini
hissediyordum burun deliklerimde. Kayıp bir ruhunuz varsa bedeninizi kontrol
etmek giderek zorlaşıyor. Yokuşu tırmanırken, karşımda duran güzel bacaklara
zihnimden geçen pek çok arzu eşlik ediyordu. Yasaklanmıştı gözlerimiz, yasaktı
arzular ve yasaktı yabancıdan şeker almak. Çocuklukta başlardı işkence, kimseye
güvenemez kimseye dokunamazdım. Göz göze geldiğimizde arzu ve şehvet vardı
artık ikimizin içinde ancak cesaretimiz yoktu deli gibi alkol akan damarlarımızda. Nefes
nefese kaldığımızda zaman ilerlememek için bizimle inatlaşıyordu. Meydana
çıktığımda insanlardan kaçarcasına ilerliyordum kaldırımda. Vicdan düzeni
çoktan yıkılmış, anneler çoktan yenilmişti. Şehir, isyandan kalma kötü kokularla
kıvranıyordu, ardımda kalan yokuş kanlar içerisindeydi. Kafatası çatlamış bir çocuk hareketsiz
yatıyordu, bir diğeri ise öldüresiye dövülmüştü. Arkama döndüğümde çığlıklar
karanlığa çarparak kulağımı tırmalıyordu. Suçluydu, çocukken isyana karışmak
büyük suçtu. Kimse umursamadı ne ekmeği nede biber gazı kapsülünün yaktığı
canları.
Saksafon sesi yankılanıyordu yokuşun başında ve yer sıcaktı, kan akıyordu, mazgallara doğru oluk oluk kan akıyordu. Gözyaşları, kahkahalara kahkahalar,
polis telsizlerine karışıyordu. Gidemiyordum yokuşun başında tutuklanmıştı
ruhum, onlarca ölüye bakarken hissizleşmiştim. Durmuyordu saksafonun acı
çığlığı, para yerine insanlar ekmek bırakıyordu müzisyenin önüne. Parmaklarımı dudaklarıma
götürdüğümde küçük bir kız çocuğu ağzımı sıkıca kapattı, gözlerimden çılgınca
akan yaşları durduramıyordum ölüm yokuşun daydım ve birazdan öleceğimi
biliyordum.
"GEZİ PARKI OLAYLARINDA KAYBETTİKLERİMİZ İÇİN KALEME ALINMIŞTIR"

Yorumlar
Yorum Gönder