Ana içeriğe atla

BİR ŞEYLER VE ÇOK ŞEYLER

"Gerçekten önemli olan bir tek felsefe sorunu vardır, intihar. Yaşamın yaşamaya değip değmediği konusunda bir yargıya varmak, felsefenin temel sorusuna yanıt vermektir." (Sisifos Söyleni-Albert Camus)
                Yirminci yüzyıla damgasını vurmuş olan yazarlardan bir tanesidir Albert Camus. Felsefeyi edebiyatla özdeşleştirmeyi seven, başkaldırının devinimi içerisinde sessizce ilerleyen ender insanlardan. Günümüz dünyasına bakarken, bize göremediğimiz pek çok ayrıntıyı gösterecektir Camus. Geriye gidişimizin temelleri bir yüzyıl öncesinde atılmaya başlanmıştır. İkinci dünya savaşı bu manada milat olmuştur. Hz.İsanın doğumunun takvimlere olan yansıması ile ilgilenmiyorum. Nazilerin yarattığı insan ötesi bir başkaldırı ile ilgilenmek zorunda olduğumuzu düşünenlerdenim. 1945 ve savaş sonrası dönem gerçek bir savaşımın yeni başladığını bizlere kanıtlayan örneklerle dolu. Evrimsel sürecimizin üst skalasında insanlığın nihai erginliğine ulaştığını düşünen milyonlarca ahmakla aynı havayı soluyoruz. Teknolojik ilerlemenin övünülesi yoksunluğunu yaşıyor insanlık. Usun üzerindeki bir güçten söz ediyoruz, her anımızı kaydeden, vahşi dürtülerimizi sürekli harekete geçiren bir güç. Bu duruma karşıtlık içerisindeki karşıtlık diyorum. Uyumsuzun artarak uyumsuzlanması halinin verdiği bir bunalım.

                                        ŞİDDET VE YALNIZCA ŞİDDET
Çağımızın yarattığı sorunları hafife almanın ussal bir boyutu yoktur. Yaşadığımız yüzyıl hafifliklerin ve esasen hiçliklerin yüzyılıdır. Özgürlük şiddet içeren bir önermedir, Özgür olmak için bireyin sistem karşısında belirli oranlarda güç göstermesi gerekir. Manasız dünyanın askerleri bir yerlerde saklı değildir. Bu militarist beyinler hemen yanı başımızda, sokağımızda ve belkide yatağımız dadırlar. Bahsedilen praksis içerisindeki kuvvetli fenomenlerden birisi bunun altında yatmaktadır. Tecavüz zanlıları, katiller ve psikopatlar hepsi birer asker olmaya hazırdırlar. Amacı olmayan bireylerin bir araya gelerek kurdukları muazzam yok edici güce sahip bu orduların, beslendikleri kaynaklar meselenin antagonistik boyutlarına işaret etmektedir. Nazi iktidarını destekleyen Amerikalı para babaları vs.vs. Unutmamakta fayda var vahşeti doğuran şey boşluğun içindeki korkudur. Eytişimsel süreçler bu boşluğun bize şiddet olarak döndüğünü kanıtlamaktadır. Kafa kesmekten tatmin olmadığımız anda yakmaya başlarız. Orta doğuda yaşananların, geçmişteki gaz odalarından ya da fırınlardan pek farkının olmadığının enformasyon akışında frene bastığınızda anlayacaksınız. Oysa tersine bir durumla karşı karşıyayız. Günlük problemleri ile fazlası ile bunalan ileri toplumların pek geri kafalı insanları, vahşet görüntülerini çoktan eğlence aracı haline getirmiş durumdadır. İki çeşit orgazm vardır; birincisi cinsel yolla ulaşılan haz, ikincisi ise şiddet patlaması sonucu ulaşılan hazdır. Her ikisi de us dışındaki güçler tarafından kolaylıkla yönlendirilir.


                               "YALNIZCA TEK BİR SEÇENEK VAR ŞİDDETİN KARŞISINDA"
                                                 
                                                               BİR ŞEYLER
Bulunduğumuz yerden aşağıya doğru kafamızı uzattığımızda uçurumun boyutlarını kolaylıkla görebiliriz. Neo-liberalizmin ideolojisiz, ideolojisi bireyi şeyler dünyasına hapis etmiştir. Kişisel görüşüm bu dünyanın rasyonel algılarımızın dışında geliştiğine yöneliktir. Kişiler bir şeyler diye tanımladığım pek çok aracın hipnotik etkisi altına alınır. Şempanzeye doğru bir evrilmenin olduğunu söylemek asla yanlış olmayacaktır. Kendi ırkından bir canlıyı defalarca ağacın tepe noktasına çıkartıp aşağıya atan, nadir canlı türlerindendir şempanze. Yazıya aldanıp güzelim şempanzelere düşmanlık beslemeyiniz. Peki insanı us'tan uzaklaştıran ve doğaya yaklaştıran itki nedir? Horkheimer "Doğanın Başkaldırışı" demektedir. Doğa insanı ele geçirdiğinde barbarlık diye tanımladığımız olaylarla karşı karşıya gelmekteyiz. Tüm bu sorunsallar bizi tekrar eski tecrübelerimize götürmektedir. Antik Yunan felsefesinin insanlığa öğütlediği "ölçülü ol" önermesinden giderek uzaklaşmış durumdayız. Tüketim çağının tek şiarı ise; "çılgınca tüket ve var ol".
                                                             ÇOK ŞEYLER
Okumaktan uzaklaşıyoruz, insanlık sorgulamayı ise çoktan unutmuş durumda. Yaratılan yapay zekaların, gerçek zekaları mızın yerini aldığı dönemin içerisindeyiz. Doğru, sorgulanamaz hale geldiğinde yanlışlar, doğruların yerini alacaktır. Çok şeyler çağı diyorum ben bu yüzyıla. Antagonistik bir tanımlama hiçbir şeyin içerisindeki çok şey. Pornografik düzlemin yoksun bırakılmış paryalarına acıyan gözlerle bakıyorum. Şiddet'in pornosu, cinselliğin pornosu ve zekanın pornosu evrenindeyiz. Tüm bunların yanında tepkisel biçimlerde ortaya çıkan fundamentalizm. Uzak bir zamanda olduğunu düşünmüyorum, ancak hemen şuanda gerçekleşecek demiyorum, insanlığın devre arası adım adım yaklaşıyor. Perdeler kapandığında, ideolojiler hakkında küfürler yağdıran robotik canlının kendisini yok edeceğini düşünüyorum. Amerikan halkı kendisini yoksulluğa sürükleyen canavarı beslemeye devam ettiği sürece aslında kendisininde yok oluşunu besleyecektir. Bu felsefenin değişmez bir prensibidir. New York'a Birleşmiş Milletlerde Konuşma yapmak için gelen Ernosto Che Guevara'yı protesto edenlerin farkında olmadıkları gerçek buradadır. Mesele Sovyetler Birliğinin ya da Kübanın yönetimsel anlamda yıkılması değildir. Nitekim kapitalist canavar ideolojik üstünlüğü ele geçirmiş ve amacına ulaşmış gibi gözükmektedir. Hadi hep birlikte içelim ve günlerce sex yapalım, Berlin duvarının yıkılışının şerefine. Garipsediğim bir gösteri tarzıdır, bana çocukluğumu hatırlatır, benim babam senin babanı dövmüştür. Benim diktatörüm (demokrasi maskesindeki diktatör) senin diktatörünü yener. Halkların böylesi bir ortamda bilinçleneceğini umanlardan değilim. Büyük bir yıkım ve intihar  bizleri ancak kendimize getirebilir. Issızlığın ortasında kalan insan ancak bu vahşete dur diyebilir. Uyumsuz gittiği noktanın nereye doğru ilerlediğinin bilincindedir. Halen insanlık için geç kalınmış değil, karşıtlıkların içerisindeki güzelliği keşfetmek insanlığın elindedir. Bir şeyler ve çok şeyler evreninde hiçliklerden sıyrıldığımızda ancak bunu keşfedeceğiz.


                         "HER ŞEYE RAĞMEN UMUDA BAKMAK-SOKAK SANATÇISI-ANTALYA"

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KİMSESİZLER TRAGEDYASI

Buralarda Sonbahar sokakları derler yalnız ve karanlık köşelere. Ellerim ceplerimde ve karşımda Cihat etmeye hazır suratlar. Fanatizmi yenemediğimiz saatleri devirirken aklım, kediler çığlık çığlığa  mırıldanırken ve  kesinlikle havada sex kokarken, ruhumu mengeneyle sıkan baskıya rağmen bağırarak şarkı söylüyorum. Yürümek düşünmesini bilen insanın tek silahıdır. Toplumlarımız karanlık çağın ağırlığı altında ezilirken, insanın belki de son sığınağı bilmediği bir boşluğa yürümektir. Bir erkeğin kalbi olmamalıdır, doğuştan yasaklıdır ona ağlamak. Travması hep ağırdır erkeğin. Emin olmalı birileri artık erkek kediler, erkek insanlardan özgürdür. Şehir insanın ruhuna küstüğünde, kent kollarını sadece paraya açarken, beş parasız bir meczup saçlarını okşatamadığı anların intikamını yıldızlardan çıkarıyor. Orta doğu sokakları kan, gözyaşı ve tecavüz. Büyük babalar böyle istedi diye kilit vurduk dudaklarımıza, inanç belledik insan öldürmeyi. Boğaza kadar fanatizme battık. Kitles...

KÜÇÜK ADAMIN HİKAYESİ

INTRO Daha önce hiç tanımadığım bir tat dilimin ucundaki. “Yeni mi çıkarmışlar bu dondurmayı?” gülümsüyor, çok eğleniyor, damağımdaki tadın yarattığı şaşkınlıkla eğleniyor. Sucuk gibi terlemişim, topun peşinde koşmaktan. Babam hep bu komik deyimi kullanırdı, belki de beni kırmak yerine güldürmeyi tercih ederdi. Küçük kız yanındaki erkek çocuğuyla uzaklara dalıyor ve gülümsüyordu, gündüz vakti kendini gösteren Ay’a bakarak. Şimdi karanlığı geçtik, şimdi intronun sonuna yaklaşırken Elele tutuşup dünyanın ekseninde dönüyorduk. Şimdi dünya bizdik, sarıldık! Ayrılmayı yediremedik! Sustuk! Ve gülmedik… PEMBE PLASTİK TOP Kahvaltının sonuna gelirken gözüm heyecanla dışarıdaydı. Bu durumu kimseye çaktırmak istemezsin özellikle evdekilere. Ama anne ve baba her şeyi bilir ve hisseder. Gelen arkadaşın ardından hızla çıkılır evden. Annenin tüm uyarılarından kaçabilmenin tek yolu hızla ayakkabıları giyip uzaklaşmaktır. Dün patlayan topun yerine pembe plastik bir top gelmiştir. Çok güldü...

EROS VE UYGARLIK

Modern dünya; hepimizin yaşadığı, elektronik ağlarla çevrili ve bir bölümü tamamı ile çöplüğe dönmüş olan uygar gezegenimize verdiğimiz bir ad. Yaşadığımız hayat, buharlı makinelerin ardından insanlığın kendi yarattığı metaların kontrolüne girdiği, duygu dünyasının, düşünce ve akıl eksenin büyük oranda ters düz olduğu muazzam bir yapay zeka medeniyeti. Korkmayın bu yazı bir filmin senaryosundan ya da hazırlanmakta olan bir belgeselden alınmamıştır. İdeoloji; kimine göre korkutucu, kimine göre var olduğu yaşama yönelik olarak geliştirdiği düşünüş biçimi ve bazı sığ düşünürlere göre ideoloji komünizm anlamına gelmektedir. Küçük bir not; yaşadığımız yüzyılda herkes kendisini önemli bir düşünür sanmaktadır. İdeoloji; çevremizde bulunan her an ve her dakika gördüğümüz ve yaşadığımız sistemin aslında ta kendisidir. Reklam panoları, büyük alışveriş merkezleri, toplu taşıma araçları, yazılı ve görsel medyada yer alan mesajlar özetle zihnimize aktarılan her çeşit bilgi ideolojidir. Birey, ...