Ana içeriğe atla

Farkında mısın?

                                          

Dünyayı birilerinin istediği gibi yönetmek uğruna, bugün karanlığın ardından bakıyoruz uzaktaki gözlere. Bombalar şimdi bizden çok uzaklarda küçük bedenleri alırken aramızdan, aynı dili konuşmuyorduk. Her insan yüreğinden hissetmiyor elbette ölenlerin acılarını. Kuşatılmış çevrelerimizin kölesi olduğumuz da yitirdik insanlığımızı. Neon ışıklarının altında boykot ettik koladan bozma fanta şişelerini. Şort giyiyorken sorun değildi, aslına kimin nasıl öldüğü. Yanı başımızda kesilirken kafalar ve bedenler parçalanırken sevişiyorduk nasılsa sorunsuzca. Telefonumuz artık pek akıllı, otobüslerde başları öne eğilmiş onlarca insan. Öpücük atıyorduk sosyal medyaya, çocuklar ölürken kapitalizme bir öpücük gönder sende. Düalist bir ülkenin düalist gençleriyiz. Hayat hep ikiyüzlü acılarımız, sevgimiz, sevişmelerimiz. Fakir değildik arabalarımızın içinde video çekerken. Dolmuşçular ayaklanmış kimin umurunda. Hakkını yemeyelim vicdan sahibi insanlar duramadılar, doldular sokakları ama artık öğrenmeleri gerek bu sistemle olmuyor. Boyadık mı peki şimdi reklam panolarını, müstehcen fotoğrafları. Birileri okuyorsa bu yazıyı ses versin orda kimse var mı?
Çevremde gördüklerim yeterince tatmin ediyor ruhumu. Karakter sahibi olmanın böylesine zor olduğu dönemlerden daha önce insanlık geçmemiştir. Kukladan kadınların ve erkeklerin arasından sessiz sedasız bir çocuk geçti. Ali İsmail Korkmaz, yerde tekmelendi, kafa tası çatlayana kadar dayak yedi. Berkin Elvan çocuktu, o şimdi öbür dünya da terörist.
Farkında mısın? Kendi acılarımızı paylaşamadığımızın.
Farkında mısın? Riya denizinde yüzdüğünün.

Ve Farkında mısın? Bugün bir yıldız kaydı Gazzeden….

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MEĞERSE AŞK...

Usulca aralandı kapı; içeriye doğru süzülürken, ayakları çıplaktı. Sevişmiş gibiydiler; ruhları tutsaktı dudaklarında. Yirmi birinci yüzyıl aşkları demişlerdi… Alınlarında yazan çetin bir suskunluktu. Elleri dokunurken yanaklarına, gözyaşlarını kucaklıyordu avuçları. Karartma günlerini yaşıyordu kent, gözlerinde ıssız acılar, erkek umarsız yalnızca onun dudaklarında yaşarken, tenler birbirine değdiğinde suskundu sokaklar. Zaman düşmandır aşklara, sürekli vurur insanın kollarına kırbacını duyumsayan yalnızca iki kişidir… Utangaç yaklaşırken nefesime,  arsızlığımda  saklı sevgim. Diyalektik ya da umarsız aşkında saklıyordu beni kimsesiz koynunda. Erkek: Düşlerini anlatıyordu dizlerinde…martılar kanatlanıyor annesinin ruhunda. Gözyaşlarını saklıyor kadınından, erkek mahzun, erkek yoksul, erkek çaresiz yirmi birinci yüzyılda.                                        ...

BİR ŞEYLER VE ÇOK ŞEYLER

"Gerçekten önemli olan bir tek felsefe sorunu vardır, intihar. Yaşamın yaşamaya değip değmediği konusunda bir yargıya varmak, felsefenin temel sorusuna yanıt vermektir." (Sisifos Söyleni-Albert Camus)                 Yirminci yüzyıla damgasını vurmuş olan yazarlardan bir tanesidir Albert Camus. Felsefeyi edebiyatla özdeşleştirmeyi seven, başkaldırının devinimi içerisinde sessizce ilerleyen ender insanlardan. Günümüz dünyasına bakarken, bize göremediğimiz pek çok ayrıntıyı gösterecektir Camus. Geriye gidişimizin temelleri bir yüzyıl öncesinde atılmaya başlanmıştır. İkinci dünya savaşı bu manada milat olmuştur. Hz.İsanın doğumunun takvimlere olan yansıması ile ilgilenmiyorum. Nazilerin yarattığı insan ötesi bir başkaldırı ile ilgilenmek zorunda olduğumuzu düşünenlerdenim. 1945 ve savaş sonrası dönem gerçek bir savaşımın yeni başladığını bizlere kanıtlayan örneklerle dolu. Evrimsel sürecimizin üst skalasında insanlığın nihai erginliğine ulaştığını d...

KARANLIĞIN SONUNDA

Güneş süzülürken uğur böceklerimin kanatlarının arasından, seni soruyorum dudaklarımı öpen rüzgara. Penceremden eğilip kedilerimi gözetliyorum, oyun derdinde ikisi de her şey yolunda. Geceden kalma son izleri de silebilmek için banyoda buluyorum kurtuluşu. Çıplaklığım da arıyorum unuttuğum merhametin huzursuz izlerini. Kalp atışlarımı düzene soktuktan sonra çıkıyorum. Kahvaltı ritüeli için masaya oturup çayımı yudumluyorum. Onu düşünüyorum, mesajını görüyorum ışıklı ekranın camından, boynumda nefesinin dolaştığını hisseder gibiyim tebessüm ediyorum... Telefonda duyuyorum sesini çağırıyorsun. Düşünmeden çıkıyorum, ponponlu bereyi ıslak saçlarıma örtü yapıyorum. Üşümüyorum, ruhum titrerken adımlıyorum yorgun kaldırımları. Şimdi o tek başına ve biz iki kişi. O işleri iyi yapıyor, biz biraz yarım… Siz hiç bulutları takip ettiniz mi? Şimdi gökyüzünde hiç bulut yok. Sıkıntı çöktükçe uzaklaşıyorum kendimden. Yanımda yürürken göz ucuyla izliyorum saçlarını. Zaman aleyhime işlerken,...