Kimileri var;dünyamızı alt üst eden tipler. Büyümekle başladı derler ilk önce,oysa yalandır söyledikleri ana karnında başlar hayat. Hani gökyüzünden annenizin karnına düştüğünüz o ilk gece. Leylekler denenmiştir ama her şeyden önce,utanmasın diye çocuklar suçu kuşlara attılar.Hayat basamaklarında tırmanırken,bir kadını ya da erkeği tanımaya yıllar vardı değil mi? Kendi arzumuzla gelmedik tabi ki de bu dünyaya bir aşkın meyvesi olduğumuz ise şaibeli bir durum. Belkide bir anlık heyecanın ürünleriyizdir hepimiz.Kulağıma fısıldar gibi birileri, Erosa sor diyorlar.Yeni suçlu Eros mu yoksa? Bazen masumiyet karinesini bozduğumuzu düşünüyorum.İki yüzlüler toplumunda kaç çeşit yüzle dolaştığımızı hesaplamak çaba isterken,yüz nakli yapanları dahi kıskandırmakta üstümüze yok.Sahi şu topuklu ayakkabıları üretenler kadın anatomisinden iyi anlarken,erkek libidosuna da yön vermeyi es geçmiyorlar hani.Kiminiz sapıkça bakarken satırlara ve satırlar gözlerinizin önünden akıp geçerken,yanınıza baktığınızda göreceğiniz tek gerçek kocaman bir yalnızlığın sihirli gücü olacak.İlk okulda başladı ilk aşk,eller ayaklar titrerken,nefes yerini kalp atışlarına bırakırken,loş ışığın altında elinde kitap edip Cansever okurken buluverirsin kendini.Kimin aklına gelirdi şiir okurken,uzaylıların dünyayı ele geçireceği! Bar çıkışında yüksek topuklar önünde yürürken,kalçaları seni gerçek dünyadan uzaklara sürüklerken,koşarak yanına kulağına tamda kulağının altına, onunla olmak istediğini söyledin mi? İki taraflı dünya, iki yüzlü dost,arkadaş,sevgili, sende sustun gerçeği haykıramadığın her an uzaklaştın kendinden.Külkedisine seslendin neredeysen çık? Dönme dolapta uzağa bakarken karşındaki deniz korkuttu ruhundaki arsız bakışları. Kale içi sokaklarında ellerin,ceplerinde ağzında bir sigara,şiir yazmaya vakit bulamadın yağmur bastırırken.Tarih sararken bedenini,sahi kırmızı şalı yüzünden içeride yatan denize ne oldu? Pek umursamadın. Şubat yaklaşırken artık eski soğuk yok.Böylesi zamanlarda it gibi titremeyi özlüyor insan.Sonra sarhoş olana kadar içmeyi.Bizler yaratmadık bu dünyayı,bu kaldırımları,bu sokakları,bu boş suratları.Aşkın içinden çıkan yüksek topuklar delirtti hepimizi.Koşmayı unutan çocuklar,top oynamadan,misket nedir bilmeden yaşayan çocuklar yarattık.Sevmeden sevişmeyi, icat etti birileri.Yüksek topuklar görev başında,aşk derken bulduğumuz yeni icat kadınları olması gerektiği noktada bırakırken.Yaz günü sevişmeden olmaz neden bilmem? ilk yara çocukken alınan yaradır ve unutulmaz.kırmızı pabuçların ardında kalırken yollar,benden korkmana gerek yok,gözlerini bağladılar sonra kulağına fısıldadılar 'HADİ KENDİNİ BUL'diye....aşkın diyalektiğine notlar.
16.01.2014 çağdaş gökbel.

Yorumlar
Yorum Gönder