Ana içeriğe atla

YIKIYORUM MÜREKKEPLE ÇIPLAKLIĞINI KAĞITLARIN

Kaç gün geçti üzerinden…hatırlamıyorum. Şimdi sokak köpekleri karanlığına karışırken şehrin, otostop çekiyorum tanımadığım kadın bedenlerine. Makyajları akarken göz kapaklarının üzerinden, yine kim ağlatıyor sokak lambalarını ve titriyor sarı ışığında yorgun kediler. Kafamda sorular hayatı sırtladığım çantanın içerisine uzatıyorum ellerimi, çıkıyorum şehir ardımda kalıyor, sevişiyorum ve ardımda kalıyor aşk…

Kulaklığımı takıyorum, kulaklarım acıyor saatlerdir dinliyorum popüler düşlerin kimsesiz savaşçısını; uzanıyorum ıssız bir yolun ortasına. Eski bir caranberries şarkısı yüzümü yalıyor, asfalt sıcak ve hissediyorum çığlıklarını asfalta mahkum toprağın.

Toprak artık gebe değil, gerçek tohumlara. Sevişirken paraya sarıldı, hamileyken kasa doğuracağından umutluydu. Kapandı döl yatağı tanrıların. Kimse sormadı neden? Sormayı unutmuştu Adem! düşerken ikarus gökyüzünden, insan yumdu gözlerini bir daha açmamacasına.

Çocuk ağladı…sormadı neden? Asfalta uzanan adama baktı deli dedi içinden ve uzaklaştı. Sarılırken paranın sıcaklığına duymadı kokusunu erkeğinin. Takmadı yıkanmayan bedenini, hilkat garibesi artık eşsiz bir tabloya dönüşmüştü.

Sakladım uzaklaşırken insanlığı, sakladım tozlu sayfalarıma. Kim bilir belki şairdim ya da kendini şair sanan bir mecnun. Hangimiz akıllıydık ki kim daha fazla güzelse reklamı daha büyüktü iri kalçaların…


Konuşmak zordu, anlayamazdık kimse anlayamazdı. Yazarken parmaklarım, yıkıyorum mürekkeple çıplaklığını kağıtların. Ölürken susuyorum dünyaya, ölürken konuşmuyorum anneyle…Hadi oğlum gül anneye…Hadi anne düşerken yıldırımlar sarıl oğluna.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KİMSESİZLER TRAGEDYASI

Buralarda Sonbahar sokakları derler yalnız ve karanlık köşelere. Ellerim ceplerimde ve karşımda Cihat etmeye hazır suratlar. Fanatizmi yenemediğimiz saatleri devirirken aklım, kediler çığlık çığlığa  mırıldanırken ve  kesinlikle havada sex kokarken, ruhumu mengeneyle sıkan baskıya rağmen bağırarak şarkı söylüyorum. Yürümek düşünmesini bilen insanın tek silahıdır. Toplumlarımız karanlık çağın ağırlığı altında ezilirken, insanın belki de son sığınağı bilmediği bir boşluğa yürümektir. Bir erkeğin kalbi olmamalıdır, doğuştan yasaklıdır ona ağlamak. Travması hep ağırdır erkeğin. Emin olmalı birileri artık erkek kediler, erkek insanlardan özgürdür. Şehir insanın ruhuna küstüğünde, kent kollarını sadece paraya açarken, beş parasız bir meczup saçlarını okşatamadığı anların intikamını yıldızlardan çıkarıyor. Orta doğu sokakları kan, gözyaşı ve tecavüz. Büyük babalar böyle istedi diye kilit vurduk dudaklarımıza, inanç belledik insan öldürmeyi. Boğaza kadar fanatizme battık. Kitles...

KÜÇÜK ADAMIN HİKAYESİ

INTRO Daha önce hiç tanımadığım bir tat dilimin ucundaki. “Yeni mi çıkarmışlar bu dondurmayı?” gülümsüyor, çok eğleniyor, damağımdaki tadın yarattığı şaşkınlıkla eğleniyor. Sucuk gibi terlemişim, topun peşinde koşmaktan. Babam hep bu komik deyimi kullanırdı, belki de beni kırmak yerine güldürmeyi tercih ederdi. Küçük kız yanındaki erkek çocuğuyla uzaklara dalıyor ve gülümsüyordu, gündüz vakti kendini gösteren Ay’a bakarak. Şimdi karanlığı geçtik, şimdi intronun sonuna yaklaşırken Elele tutuşup dünyanın ekseninde dönüyorduk. Şimdi dünya bizdik, sarıldık! Ayrılmayı yediremedik! Sustuk! Ve gülmedik… PEMBE PLASTİK TOP Kahvaltının sonuna gelirken gözüm heyecanla dışarıdaydı. Bu durumu kimseye çaktırmak istemezsin özellikle evdekilere. Ama anne ve baba her şeyi bilir ve hisseder. Gelen arkadaşın ardından hızla çıkılır evden. Annenin tüm uyarılarından kaçabilmenin tek yolu hızla ayakkabıları giyip uzaklaşmaktır. Dün patlayan topun yerine pembe plastik bir top gelmiştir. Çok güldü...

EROS VE UYGARLIK

Modern dünya; hepimizin yaşadığı, elektronik ağlarla çevrili ve bir bölümü tamamı ile çöplüğe dönmüş olan uygar gezegenimize verdiğimiz bir ad. Yaşadığımız hayat, buharlı makinelerin ardından insanlığın kendi yarattığı metaların kontrolüne girdiği, duygu dünyasının, düşünce ve akıl eksenin büyük oranda ters düz olduğu muazzam bir yapay zeka medeniyeti. Korkmayın bu yazı bir filmin senaryosundan ya da hazırlanmakta olan bir belgeselden alınmamıştır. İdeoloji; kimine göre korkutucu, kimine göre var olduğu yaşama yönelik olarak geliştirdiği düşünüş biçimi ve bazı sığ düşünürlere göre ideoloji komünizm anlamına gelmektedir. Küçük bir not; yaşadığımız yüzyılda herkes kendisini önemli bir düşünür sanmaktadır. İdeoloji; çevremizde bulunan her an ve her dakika gördüğümüz ve yaşadığımız sistemin aslında ta kendisidir. Reklam panoları, büyük alışveriş merkezleri, toplu taşıma araçları, yazılı ve görsel medyada yer alan mesajlar özetle zihnimize aktarılan her çeşit bilgi ideolojidir. Birey, ...