Issız
ve belirsiz bir yönden,
Yalnızca kötü meleklerin bulunduğu,
Kara bir taht üzerinde hüküm süren,
GECE adlı hayaletin olduğu,
Bu topraklara yeni vardım…(Edgar Poe)
Yalnızca kötü meleklerin bulunduğu,
Kara bir taht üzerinde hüküm süren,
GECE adlı hayaletin olduğu,
Bu topraklara yeni vardım…(Edgar Poe)
Tekinsiz hayaletler sokağına benzetiyorum
kapitalizmin girdiği her deliği. Edgar Poe’nun Düşsel Ülke adlı şiirindeki GECE
adlı hayaletin us evreninde nasıl vücut bulduğunu ideoloji perdesinin ardından
tüm çıplaklığıyla görüyorum. Unutma nerede insan çoksa orada çılgın tüketim
tapınakları kurulmuştur. Hareketli bir prizmaya benzer, şu otomatik camlı kapılar.
Kapı sizi algıladığında ardına dek açılır, girdiğiniz yer global ölçekli bir
kahve dükkanıdır. Peki sadece global ölçekli bir kahve dükkanı mı girdiğiniz o
yer?
Bu sorunun cevabı klasik iktisat disiplini ve
ekonomik parametreler ölçeğinde kuru bir evettir. Ancak bunun basit bir kahve
dükkanı olmadığını anlamanın tek yolu zihninize yerleştireceğiniz prizmadan
geçmektedir. Bildiğiniz üzere prizma ışığın kırılmasını sağlayan küçük bir
araçtır. İdeoloji; zihin dünyanıza yerleştirdiğiniz bu küçük araç sayesinde
kırılmaya uğrayacak (çürüyecek ya da bozulacak) ve neticede görmeyi
başaramadığınız salt gerçekliğe ulaşma imkanını size verecektir. Kapıdan
girdiğinizde size gülümseyen genç kız, karşıda duran ışıklı şömine yalanı ve
etrafınızdaki renkli Jungle yani bu dev orman hepsi kaybolmanız için
tasarlanmıştır. Hareketli kapıdan girdiği anda birey dönüşüme uğrar ve kendini
bu balta girmemiş ormanın tek sahibi olarak hisseder. İleri endüstri toplumunun
basit kölesi artık sıradan bir kahvehanede içeceği kahvenin birkaç katı ücret
ödeyerek kendine fantazmatik bir fanus satın alır. İşaretler ve göstergeler
hepsi örselenmiş cinselliği çağrıştırır. Şirketlerin iletişim profesyonellerine
özel olarak tasarımlattığı; logo, maskot ve diğer semboller kahve
imparatorluğunun örtük panteonlarıdır. Kasada duran güzel kadın sanki sizin
olacakmış hissini verir. Elbette üzerindeki özel üniforma ile şirketin size
özel olarak sunduğu bir köledir. Self servis denen ve sistemi fazla elemandan
kurtarmanın küçük kurnazlıkları da kölenin var olan durumunu değiştirmez. Mikro
ölçekli bu amprik izlenimler şaşmaz postülalardır. Unutmamak da fayda var
bireyden genel ekonomik yapıya ulaşmak sağlıklı bir akıl yürütmenin önemli bir
aktörüdür. Hegelci eytişim tikelden, evrensele ve evrenselden tikele yol
alırken bizim yegane destekçimiz olmaya devam edecektir. Mutfağın arkasındaki
dünyayı görebilmenin tek şartı prizmalar şeklindeki bilinç dünyamızdan
geçmektedir. Kahveci de çalışan ve yabancılaşmanın sonsuz boyutundaki
evreninden herhangi birini yaşayan zavallı çalışan artık bir proleter
değildir. Kısacası; proleter dahi olabilecek kabiliyete sahip değildir. Kendini
yücelttikçe yücelten ve mekanın sahibiymişçesine yaltaklanan basit bir canlı
formu haline gelir. Bu tip işletmelerde ya da tröstlerin mikro ölçekli
şubelerinde bitmek bilmeyen bir hiyerarşi ağı vardır. Bu ağı fark edebilmek
için prizmayı tezgahın hemen ardına doğrultmanız ve kendinizi spot ışıklarından
sakınmanız gerekmektedir. Zizek bunu paralaks olarak ifade eder. Küçük bir
kesit vardır her zaman gerçeği fark etmenizi sağlayan. Bu küçük kesitin adı
kısa devredir. Bunu kültür endüstrisinin müzikli dünyasına çoktan hapis olmuş
bir bireyin görmesi oldukça zordur. Bu yüzden tekil olarak devrimci bir
proleterin içerideki meslektaşlarını örgütlemesi oldukça zordur. Çünkü tipik
bir biçimde faşist hiyerarşik yapı hakimdir bu şirketlerin içerisinde. Küçücük
bir kahve dükkanından nerelere geldiğimizin hayretini yaşadığınızı biliyorum.
Unutmamak gerekir küçük ve basit görünen her şeyin içerisinde basit
yaşamlarımızı etkileyecek boyutta devasa büyüklükteki bir çarkın mekanizması
yatmaktadır. Bu mekanlarda çalışan insanları kaçınılmaz bir konformizm
beklemektedir. Bu felsefi incelemenin sonu da kaçınılmaz bir biçimde Platon’un
idealar dünyasına doğru evirilmektedir. Faşist praksis bu mekanların iliklerine
kadar işlemiştir. Bireyin özgür aklını reddeder. Kaba bir standartlaşmayı hem
çalışana hem de tüketene dayatır. Yazdıklarıma itiraz edip histerik krizlerle
tepki vererek, bunun liberal bir özgürlük patlaması olduğunu iddia
edebilirsiniz. Liberalizmin makyajlanmış faşizm olduğunu bilmeyenler pek ala bu
türden yanılgılara kapılmakta özgürdürler.
İçerideki hiyerarşi yabancı nosyonlarla allanıp
pullanır. Sıradan kahvecinin adı artık baristadır. Bunun hemen ardından
süpervisor ve türevleri gelir. Çok kültürlü, çok şenlikli dev bir sirkin
içindesiniz artık. Yükselmenizin tek şartı koşulsuz itaattir. Sadece itaat
yetmez kendini Türkçe olmayan bir kalıbın arkasına saklayan narsist müdürünüzle
yatmanız dahi gerekebilir. Karşınıza çıkan bu yapının klasik faşizm olduğu
tartışmasız bir gerçektir. Üzerinize takılan yıldızlar ya da o söylemeyi bile
başaramadığınız unvanlar sizi şirketin başarılı bir komiseri yapar. Tüm bunlar
elbette ki kendi antagonizmasını mevcut bu konformist yapıya rağmen yaratır. Antagonizmayı
hafifletmek için ise kapital kendi faşist hiyerarşisini kurmuştur. Zaten neo
liberal dönemin, de regülasyon politikaları bunun için işlemiştir. Kurallar
vardır ancak sadece kapitalin lehine olmak kaydıyla.
Çalışanların mikro boyutlardaki makro sorunlarına
eğilirken içeriye giren adamı bir süreliğine unutmuştuk. Hareketli ve camlı
kapının ardında, geçmişten gelen bir hikayeyi anımsarsınız. ‘Açıl susam açıl’ ucu bucağı görünmeyen
bir hazinenin içinde insan kendini kaybeder. Artık kahve olmayan değişik
tatlardaki bol şekerli hazineyle kavuşmanın vakti çoktan gelmiştir. İleri
endüstri toplumun yeni mitosları bu mağaranın içerisindedir. Satın alma
işlevi sıradan bir ritüel haline gelir. Bu arada siz çoktan statü sahibi yakışıklı
bir delikanlı ya da alımlı bir kadın durumuna gelirsiniz. İçme ediminin kendisi
seksüel bir edimi çağrıştırır. Buz gibi ve çok tatlı akışkan bir sıvıyı
dudaklarınızda hissedersiniz. Daire biçimindeki plastik aracın içerisinden
geçen pipetin muazzam bir icat olduğuna artık hemfikiriz. Neticede mağaraya
girdiğiniz anda içinizde saklı olan agalmaya çoktan ulaşırsınız. Mağarada
gördüğünüz her gölge kapitalizmin dev işleyişinin idealar dünyasındaki basit
birer yansımasıdır. Kahve kolayca içip tüketebileceğiniz, insana zevk veren bir
ürün. Kahve ideası var olduğu müddetçe ve insan prizmalar dünyasından bakmayı
öğrenemedikçe kapitalizm ereklerinin ötesinde bir cennette yaşamaya devam
edecektir.

Yorumlar
Yorum Gönder