Kırık camlara basmadan yürümek için özen
gösteriyorum. Binlerce parçayı incelerken dün geceki güç savaşını ya da çetin
bir kavganın anısını hissediyorum. Başımı kaldırıp ufka doğru baktığımda
kocaman bir deryayı karşımda buluyorum. Van gölünü gördüğümde ruhuma dolan sonsuzluk
hissiyle mutlu oluyorum. Geldiğimden beri ilk kez hissettiğim bir duygu.
Yıllardır görülmeyen eski bir dosta kavuşmanın verdiği hazza benziyor.
Evlerde neşeli bir telaş misafir geldi. Küçük bir
şenlik havasında misafirin karşılandığını öğreniyorum, geldiğim yerlerde
misafir yük, buralarda mutluluk demek. Kadınlar tebessüme, takdire, sevgiye ve
teşekküre aç. Çocuklar; huzura, sarılmaya ve bol bol öpülmeye aç. Oyunlarında
savaşçı bir yıkım hakim, gözlerinde gizleyemedikleri korku. Korkuya mahkum
insanların coğrafyasındayım. Silah seslerinin, düşen bombaların, insan
çığlıklarının toprağın altında gizli olduğu bir coğrafya. Küçük Berçemle o gün
gölün kıyısında tanışıyoruz. Sessizce süzüyor beni oturduğum yerden. Göz ucuyla
da ben süzüyorum onu, birbirimize yakalandığımızda kızarıveriyor yanaklarımız.
Berçem çok susuyor, Berçem konuşmuyor. Berçem
kalbimle konuşuyor, Berçem ruhumdaki sevgiyle dans ediyor. Kucağıma gelirken
Berçem herkes şaşırıyor; o güne dek kimseyle iletişim kurmamış bu küçük kız
cesurca atılmıştı kollarıma. Büyükler ses etmiyor, kilometrelerce uzaktan gelen
yabancıyla Berçem’in sarılmasına.
Küçük başını göğüs kafesime koyduğu anda tüm ruhum sarsılıyor, yıkıntıların arasından yardım istiyorum, ikimizde birbirimizin
enkazında sıkışmış gibiyiz. Daha sıkı sarılıyoruz birbirimize.
Avuçlarımı öpüyor, yanaklarını öpüyorum, ağlıyor,
ağlıyorum. O savaşın çocuğu, ben rahat hayatımın romantik delikanlısı. Saçları
örgülü, kara gözlü, kara yazgılı kız sığınırken korunaklı bedenime, doğa suskun göl
çıt çıkarmıyor. Sürekli zıplayan balıkları artık görmüyorum. Balıklar, kuşlar
ve su saygıyla izliyor acılarına sarılan ve sevgilerini ortak eden bu iki
yabancıyı.
Ne olur dön artık! bitsin demekle biter mi
insanlığın acısı? Hiç mutlu ol demekle mutlu olur mu çocuk? Sonsuz bir Mevla var
mı insan ruhunu satın alabilecek? Günlerce okunan hikayelere kulak kabartırken
Berçem gerçeği de, masalı da biliyordu ama hep susuyordu. Çok seviyordu onu hep
uyumak istiyordu, bir an bile ayrılmıyordu kendisine ilk kez kitap okuyan yüce
gönüllü yabancıdan.
Sevginin gücünü birbirlerinden öğrenmişlerdi,
ayrılığın yüreği nasıl dağladığını da.
04:36
Şimdi yukarıdan onu izliyorum, kalbinin atışını duyar
gibiyim. Saçları, dudakları, göz kapakları ve kirpikleri… Karanlığı katıyorum,
sevgimle harmanlıyor pencereden dışarı bir kuş gibi özgür bırakıyorum. Şimdi
küçük Berçem gökyüzünden bizi izlerken, ben bir Kürt kızına aşık oluyorum.
Tekrar göğsüme düşen o bedeni hatırlıyor ağlıyorum. Güzel uyu özgürlüğüm,
rüyanda çocuklara özgürlüğü ver. Bitmeyen oyuncaklar, tükenmeyen çikolatalar ve
sevgi dolu bir dünya ver. Bir gün tüm bu kargaşa son bulduğunda sen yine bana
gel bana gel ve kocaman bir papatya bırak toprağımın üzerine…
Yorumlar
Yorum Gönder