Ana içeriğe atla

BU İŞTE 1 YALNIZLIK VAR!


Issız sokaklarda yürüyorum.Bugün televizyon kapalı, siyaset kitaplarımın arkasında saklanıyor.Nedenini bilemediğim öfke nöbetlerimin geçmesini bekliyorum.Rüzgarın yüzümü okşaması ve dudaklarıma yakıştıramadığım bir gülümseme var ruhumda.Sokak lambaları hüzünle aydınlatırken yolumu,aşkın fısıltısı kulaklarımı yırtıyor sanki...Koşmak gerekiyor bazen nedenini bilmeden koşmak.Kim ne zaman kararttı masum gözlerimizi.Şiir kapımı çalarken,kağıtlara küsüyorum kalemimi toprağa bırakırken,küçük bir kız çocuğu beliriyor tam karşımda. Ağzında yüzüne yakıştıramadığım  maskesi ile gülmeye çalışıyor.Yanıma geliyor usulca,başını omzuma yaslarken yalnızlığı paylaşıyoruz, sadece o gece için.Küçük elleri uzanırken ellerime buz kesiyor avuçlarımın içi.Birden o kıza bağlandığımı düşünerek irkiliyorum.Karşımızdaki tepelere bombalar düşerken, dünyada kalan son sevginin tadını çıkarıyoruz ikimizde...Lösemi hastası küçük bir çocuğu bugün toprağa veriyoruz.Bu insanlar delirmiş olmalı.Tüm bu deliliğin başındaki kişi ise ben.Ellerimle atıyorum toprağı, son görevimi gururla yerine getirircesine.Dünyanın sevgisi,merhameti ve aşkları hepsi riya denizinde boğulurken, minicik bedenin yattığı yeri yadırgıyor aklım.Çok özledim küçük ellerini,bugün etrafıma bakarken, gördüğüm korkuyu yok eden ruha, şimdi daha fazla ihtiyacım var.Yanaklarımdan süzülürken kimsesiz göz yaşlarım yerde yatan kağıda doğru eğiliyorum.Ellerimin titremesiyle savaşarak kağıtta yazanı okuyorum...Bu işte 1 yalnızlık var! 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MEĞERSE AŞK...

Usulca aralandı kapı; içeriye doğru süzülürken, ayakları çıplaktı. Sevişmiş gibiydiler; ruhları tutsaktı dudaklarında. Yirmi birinci yüzyıl aşkları demişlerdi… Alınlarında yazan çetin bir suskunluktu. Elleri dokunurken yanaklarına, gözyaşlarını kucaklıyordu avuçları. Karartma günlerini yaşıyordu kent, gözlerinde ıssız acılar, erkek umarsız yalnızca onun dudaklarında yaşarken, tenler birbirine değdiğinde suskundu sokaklar. Zaman düşmandır aşklara, sürekli vurur insanın kollarına kırbacını duyumsayan yalnızca iki kişidir… Utangaç yaklaşırken nefesime,  arsızlığımda  saklı sevgim. Diyalektik ya da umarsız aşkında saklıyordu beni kimsesiz koynunda. Erkek: Düşlerini anlatıyordu dizlerinde…martılar kanatlanıyor annesinin ruhunda. Gözyaşlarını saklıyor kadınından, erkek mahzun, erkek yoksul, erkek çaresiz yirmi birinci yüzyılda.                                        ...

BİR ŞEYLER VE ÇOK ŞEYLER

"Gerçekten önemli olan bir tek felsefe sorunu vardır, intihar. Yaşamın yaşamaya değip değmediği konusunda bir yargıya varmak, felsefenin temel sorusuna yanıt vermektir." (Sisifos Söyleni-Albert Camus)                 Yirminci yüzyıla damgasını vurmuş olan yazarlardan bir tanesidir Albert Camus. Felsefeyi edebiyatla özdeşleştirmeyi seven, başkaldırının devinimi içerisinde sessizce ilerleyen ender insanlardan. Günümüz dünyasına bakarken, bize göremediğimiz pek çok ayrıntıyı gösterecektir Camus. Geriye gidişimizin temelleri bir yüzyıl öncesinde atılmaya başlanmıştır. İkinci dünya savaşı bu manada milat olmuştur. Hz.İsanın doğumunun takvimlere olan yansıması ile ilgilenmiyorum. Nazilerin yarattığı insan ötesi bir başkaldırı ile ilgilenmek zorunda olduğumuzu düşünenlerdenim. 1945 ve savaş sonrası dönem gerçek bir savaşımın yeni başladığını bizlere kanıtlayan örneklerle dolu. Evrimsel sürecimizin üst skalasında insanlığın nihai erginliğine ulaştığını d...

KARANLIĞIN SONUNDA

Güneş süzülürken uğur böceklerimin kanatlarının arasından, seni soruyorum dudaklarımı öpen rüzgara. Penceremden eğilip kedilerimi gözetliyorum, oyun derdinde ikisi de her şey yolunda. Geceden kalma son izleri de silebilmek için banyoda buluyorum kurtuluşu. Çıplaklığım da arıyorum unuttuğum merhametin huzursuz izlerini. Kalp atışlarımı düzene soktuktan sonra çıkıyorum. Kahvaltı ritüeli için masaya oturup çayımı yudumluyorum. Onu düşünüyorum, mesajını görüyorum ışıklı ekranın camından, boynumda nefesinin dolaştığını hisseder gibiyim tebessüm ediyorum... Telefonda duyuyorum sesini çağırıyorsun. Düşünmeden çıkıyorum, ponponlu bereyi ıslak saçlarıma örtü yapıyorum. Üşümüyorum, ruhum titrerken adımlıyorum yorgun kaldırımları. Şimdi o tek başına ve biz iki kişi. O işleri iyi yapıyor, biz biraz yarım… Siz hiç bulutları takip ettiniz mi? Şimdi gökyüzünde hiç bulut yok. Sıkıntı çöktükçe uzaklaşıyorum kendimden. Yanımda yürürken göz ucuyla izliyorum saçlarını. Zaman aleyhime işlerken,...