Ana içeriğe atla

KARA MİZAH...





Kimsesizliğin meşru olduğu, bireylerin yalnızlaştırıldığı bir girdabın içinden geçiyoruz. Devlet elini her alandan çektikçe bireyin can güvenliği azalmakta. Paran kadar güvenlik ve paran kadar sağlık diyen bir sistemin pençesindeyiz. Seksen sonrası gelişen politik iklimin sancılarını 
yaşıyoruz. Neo liberalizmin safralarını geçtiğimiz her dakika toprağın altından çıkan cesetlerle kusuyoruz. Dünyayı bir tiyatro sahnesine benzetmek mümkün. Sahnede olanları hayretle ve tutsağı haline geldiğimiz soysuz cahilliklerimizle izliyoruz. Rollerimiz daha doğduğumuz an bizlere veriliyor. Kapitalizm; minicik bedenlerimize, gözümüzün yaşına bakmadan her birimizi ateşin içine atıyor. Türkiye de bir ilçe 'SOMA' o ilçede yaşayan proleterlerin hazin hikayesini tüm dünya hayretle izliyor. Global köyümüzün riyakar insanları gözlerini dört açmış emekçilerin dramına kilitleniyor. Sorunlarımızı dile getirmekten yine uzak bir medya anlayışının, duygusal retoriği ile beraber, ülkece sedyede çizmelerini çıkarmak isteyen işçinin haline hayıflanıyoruz. Siz kadınlar ve erkekler yalnız bir dünyaya hoş geldiniz! Yerin binlerce metre altında zehirli gazların arasında nefes almak çok zor. Her birimizin hayalleri siyaha boyandı. Yüzlerce umut ve yüzlerce çocuk artık yerin binlerce metre altında babasız. Yazılanlar her zaman okuyucuyu etkilemek zorunda değil. Böylesi zamanlarda yazarında okuyucu kaygısına düşmemesi gerekir. Kısa sürelide olsa karşılıklı olarak çıkarlarımızdan vazgeçebiliriz sevgili dostlar. Kuşkusuz SOMA 'da yaşananlar dünyamıza yeni kapılar açacaktır. Artık anlaşılmıştır ki 19.yüzyıl proletarya örgütlenmesi ve onun etrafında gelişen sınıf mücadeleleri mantığını terk etme zamanıdır. Toplumlar bugün bir çok sınıfa bölünmüş durumda ve yaratılan birey kendini her yeni gün yarattığı bu yeni sınıfın içerisinde bulmaktadır. Kısacası bölünmüşlüklerimizi bir kenara bırakıp önce insan olduğumuzu hatırlamak durumundayız. Antifaşistler, antikapitalistler, inancını paraya bulaştırmamış saf dindarlar, eşcinseller, şiddet gören kadınlar, evsizler, proletarya ve daha bir çoğu yeni bir mücadele kapısını açmak durumundadır. Geçtiğimiz yüzyılın eskimiş muhalif kalıpları ile dünyayı girdiği bu karanlık süreçten döndürmek çokta mümkün görünmemektedir. Marksist bakışı günümüze uygun olarak geliştirmek ve yeniden üretmek zorundayız. Yerel kültürlere eğilmek, yerel değerleri sahiplenmek bugünün devrimci görevleri arasına girmektedir. Kapitalistlerin global çemberini kırmak için kolektif aksiyon gücümüzü birleştirerek, yeni yöntemleri geliştirmek elzemdir. Sınıf mücadelesi üzerine yazılacak elbette çok konu var, ancak çözümlerimi ve tespitlerimi şimdilik burada noktalamak durumundayım. 301 işçinin yitip giden canlarına saygı için...
Bugün merdivenlerden ağır ağır çıkıyorum. Aklıma ne kadarda küçük olduğum geldi. Çevremdeki insanların son model telefon ve ayakkabılarla mutlu olduklarını görerek içimden tekrar burjuvaziyi tebrik ederek yoluma devam ettim. Ben bunları düşünürken yalnız ve bi çare beynim Amerikan halkının düştüğü çaresizliğe yoğunlaştı ve bugün dünyaya kötülüğün yayıldığı ülkenin halkı için bir damla göz yaşı döktüm. JACK LONDON vahşetin çağrısını hepimizin için yazmış bir yazardır. Ne garip değil mi, bir halkın ülkesinde yaşamış büyük yazarlara yabancı olması. Küçük bir kız çocuğuna ve elinden düşen yorgun bebeğe bakarak bunların hepsi kara mizah diye fısıldadım... 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KİMSESİZLER TRAGEDYASI

Buralarda Sonbahar sokakları derler yalnız ve karanlık köşelere. Ellerim ceplerimde ve karşımda Cihat etmeye hazır suratlar. Fanatizmi yenemediğimiz saatleri devirirken aklım, kediler çığlık çığlığa  mırıldanırken ve  kesinlikle havada sex kokarken, ruhumu mengeneyle sıkan baskıya rağmen bağırarak şarkı söylüyorum. Yürümek düşünmesini bilen insanın tek silahıdır. Toplumlarımız karanlık çağın ağırlığı altında ezilirken, insanın belki de son sığınağı bilmediği bir boşluğa yürümektir. Bir erkeğin kalbi olmamalıdır, doğuştan yasaklıdır ona ağlamak. Travması hep ağırdır erkeğin. Emin olmalı birileri artık erkek kediler, erkek insanlardan özgürdür. Şehir insanın ruhuna küstüğünde, kent kollarını sadece paraya açarken, beş parasız bir meczup saçlarını okşatamadığı anların intikamını yıldızlardan çıkarıyor. Orta doğu sokakları kan, gözyaşı ve tecavüz. Büyük babalar böyle istedi diye kilit vurduk dudaklarımıza, inanç belledik insan öldürmeyi. Boğaza kadar fanatizme battık. Kitles...

KÜÇÜK ADAMIN HİKAYESİ

INTRO Daha önce hiç tanımadığım bir tat dilimin ucundaki. “Yeni mi çıkarmışlar bu dondurmayı?” gülümsüyor, çok eğleniyor, damağımdaki tadın yarattığı şaşkınlıkla eğleniyor. Sucuk gibi terlemişim, topun peşinde koşmaktan. Babam hep bu komik deyimi kullanırdı, belki de beni kırmak yerine güldürmeyi tercih ederdi. Küçük kız yanındaki erkek çocuğuyla uzaklara dalıyor ve gülümsüyordu, gündüz vakti kendini gösteren Ay’a bakarak. Şimdi karanlığı geçtik, şimdi intronun sonuna yaklaşırken Elele tutuşup dünyanın ekseninde dönüyorduk. Şimdi dünya bizdik, sarıldık! Ayrılmayı yediremedik! Sustuk! Ve gülmedik… PEMBE PLASTİK TOP Kahvaltının sonuna gelirken gözüm heyecanla dışarıdaydı. Bu durumu kimseye çaktırmak istemezsin özellikle evdekilere. Ama anne ve baba her şeyi bilir ve hisseder. Gelen arkadaşın ardından hızla çıkılır evden. Annenin tüm uyarılarından kaçabilmenin tek yolu hızla ayakkabıları giyip uzaklaşmaktır. Dün patlayan topun yerine pembe plastik bir top gelmiştir. Çok güldü...

EROS VE UYGARLIK

Modern dünya; hepimizin yaşadığı, elektronik ağlarla çevrili ve bir bölümü tamamı ile çöplüğe dönmüş olan uygar gezegenimize verdiğimiz bir ad. Yaşadığımız hayat, buharlı makinelerin ardından insanlığın kendi yarattığı metaların kontrolüne girdiği, duygu dünyasının, düşünce ve akıl eksenin büyük oranda ters düz olduğu muazzam bir yapay zeka medeniyeti. Korkmayın bu yazı bir filmin senaryosundan ya da hazırlanmakta olan bir belgeselden alınmamıştır. İdeoloji; kimine göre korkutucu, kimine göre var olduğu yaşama yönelik olarak geliştirdiği düşünüş biçimi ve bazı sığ düşünürlere göre ideoloji komünizm anlamına gelmektedir. Küçük bir not; yaşadığımız yüzyılda herkes kendisini önemli bir düşünür sanmaktadır. İdeoloji; çevremizde bulunan her an ve her dakika gördüğümüz ve yaşadığımız sistemin aslında ta kendisidir. Reklam panoları, büyük alışveriş merkezleri, toplu taşıma araçları, yazılı ve görsel medyada yer alan mesajlar özetle zihnimize aktarılan her çeşit bilgi ideolojidir. Birey, ...