Ana içeriğe atla

ÇOCUKLUĞUMDAN İZLER...


Bir tren garında tanıştık, mutluluğu ve sevgiyi arayan o yüce adamla. Okumak istemeyen bir toplumun içinde yaşayan yorgun çocuklardık hepimiz.Enerjimiz topun peşinde koşmaya ya da sadece misket atmaya yetiyordu. O zamanlar düşüncelerimizde bedenlerimiz gibi küçük ve masumdular.İlk kitabımı elime aldığımda, kendimi sonsuzluk treninde bulacağım, o küçük garda tanıştım sessizlikle.Daha çocukken anlıyordum hayatı yavaşlatmak gerektiğini.Hayallerim, jetgiller ailesinin yaşam tarzına imrenmekten, nostaljik bir havaya bürünmeye başlıyordu.Büyük at arabaları, gaz lambaları, ahşap bir çalışma masası ve sonu gelmez balolar artık düşlerimi süslemekteydi.Minyatür bir Rus soylusu yaratıyordum kendimden.Aslında çok istiyordum gücü elimde tutmayı. İktidar çıplak ayakla toprağa basarken canınızı yakan arsız bir dikendir diyordu küçük kalbim.Ağlamakla barışık dönemlerden geçiyordum.İnsanlara aradıkları mutluluğu vermek isteyen kafası karışık yaramaz bir çocuktum. Ancak hep geride kalmayı yavaş olmayı tercih eden haylazlardan biriydim.Gözlerimi dünyaya açtığım o ilk anı düşündüm, sinsice beni dünyaya çeken belkide sonsuza dek nefret besleyeceğim o insanlar neden bu kadar çabalamışlardı beni yaşatabilmek için.Tüm bunları düşündüğümde dokuz yıllık kocaman birikimleri olan bir adamdım.İnsanlar yaş aldıkça geliştiklerini düşünürler,oysa ben yaş aldıkça gerilediğini düşünenlerdenim.O yeşil dalı çok aradım bende,  gizemli kahramanım için, ancak henüz bulabilmiş değilim. İnsanlığı sevginin kollarına bırakacak sihirli gücü henüz icat edemedi iyi yürekli kişiler. O zamanlar çizgi filmlerde, çok kızardım sürekli iyilerin kazanmasına, çünkü bu doğanın yasalarına aykırı bir durumdu. O yıllarda bir kuşun yavrusunu yiyen bir yırtıcı benim gözümde, tek ve gerçek kötü idi. Sonra birden o yırtıcı göründü kitapların arasından. Sinsi, korkusuz ve cüretkardı. Kötülüğün tek bir kaynağı vardı, dünya üzerinde yaşayan tüm canlıları egemenliği altına almış olan insan. Sonra bir anda korktum, kitapları çeviremez oldu küçük parmaklarım, belkide yüreğim gerçekleri kaldıracak büyüklükte değildi. İnsanlar yarattıkları kötülüklere adlar takmıştı; Faşizm, Militarizim, Kapitalizm ve daha pek çokları.Hiç birisi saf sevginin karşısında duramadılar.Savaş ve Barış bu iki zıt kutup durmaksızın çatışma halindeler.Sonra birden kendimi kocaman bir adam olarak buldum. Aynanın karşısında tıraş olurken gözlerime bakmayı o öğretmişti ve içimden küçük bir kız çocuğu geçti.Saçlarını okşamaya bile fırsatım olmadı. Ruhumdaki tüm iktidarları tek tek yıktı. Küçük kız ellerime uzandı,beni öne doğru eğerek kulağıma; vergi vermek, askere gitmek, yıpranacak denli çalışmak kötüdür dedi. O küçük kızı ara ara görüyor ve mutlu oluyorum. Aslında dünya üzerinde yaşayan tüm çocuklar doğru eğitildiklerinde, insana sevgiyle bakarlar. Tolstoy bu dünyadan usulca geçip gitti. Yaşamını bir tren garında, gösterişsiz bir biçimde insanlığa hediye etti. Topraklarının tümünü arzu etmesine rağmen köylüleri ile paylaşamadı. Ancak Tolstoy insanlığa bıraktığı eserleri ile küçük bedenlere ilham olmaya devam etti...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KİMSESİZLER TRAGEDYASI

Buralarda Sonbahar sokakları derler yalnız ve karanlık köşelere. Ellerim ceplerimde ve karşımda Cihat etmeye hazır suratlar. Fanatizmi yenemediğimiz saatleri devirirken aklım, kediler çığlık çığlığa  mırıldanırken ve  kesinlikle havada sex kokarken, ruhumu mengeneyle sıkan baskıya rağmen bağırarak şarkı söylüyorum. Yürümek düşünmesini bilen insanın tek silahıdır. Toplumlarımız karanlık çağın ağırlığı altında ezilirken, insanın belki de son sığınağı bilmediği bir boşluğa yürümektir. Bir erkeğin kalbi olmamalıdır, doğuştan yasaklıdır ona ağlamak. Travması hep ağırdır erkeğin. Emin olmalı birileri artık erkek kediler, erkek insanlardan özgürdür. Şehir insanın ruhuna küstüğünde, kent kollarını sadece paraya açarken, beş parasız bir meczup saçlarını okşatamadığı anların intikamını yıldızlardan çıkarıyor. Orta doğu sokakları kan, gözyaşı ve tecavüz. Büyük babalar böyle istedi diye kilit vurduk dudaklarımıza, inanç belledik insan öldürmeyi. Boğaza kadar fanatizme battık. Kitles...

KÜÇÜK ADAMIN HİKAYESİ

INTRO Daha önce hiç tanımadığım bir tat dilimin ucundaki. “Yeni mi çıkarmışlar bu dondurmayı?” gülümsüyor, çok eğleniyor, damağımdaki tadın yarattığı şaşkınlıkla eğleniyor. Sucuk gibi terlemişim, topun peşinde koşmaktan. Babam hep bu komik deyimi kullanırdı, belki de beni kırmak yerine güldürmeyi tercih ederdi. Küçük kız yanındaki erkek çocuğuyla uzaklara dalıyor ve gülümsüyordu, gündüz vakti kendini gösteren Ay’a bakarak. Şimdi karanlığı geçtik, şimdi intronun sonuna yaklaşırken Elele tutuşup dünyanın ekseninde dönüyorduk. Şimdi dünya bizdik, sarıldık! Ayrılmayı yediremedik! Sustuk! Ve gülmedik… PEMBE PLASTİK TOP Kahvaltının sonuna gelirken gözüm heyecanla dışarıdaydı. Bu durumu kimseye çaktırmak istemezsin özellikle evdekilere. Ama anne ve baba her şeyi bilir ve hisseder. Gelen arkadaşın ardından hızla çıkılır evden. Annenin tüm uyarılarından kaçabilmenin tek yolu hızla ayakkabıları giyip uzaklaşmaktır. Dün patlayan topun yerine pembe plastik bir top gelmiştir. Çok güldü...

EROS VE UYGARLIK

Modern dünya; hepimizin yaşadığı, elektronik ağlarla çevrili ve bir bölümü tamamı ile çöplüğe dönmüş olan uygar gezegenimize verdiğimiz bir ad. Yaşadığımız hayat, buharlı makinelerin ardından insanlığın kendi yarattığı metaların kontrolüne girdiği, duygu dünyasının, düşünce ve akıl eksenin büyük oranda ters düz olduğu muazzam bir yapay zeka medeniyeti. Korkmayın bu yazı bir filmin senaryosundan ya da hazırlanmakta olan bir belgeselden alınmamıştır. İdeoloji; kimine göre korkutucu, kimine göre var olduğu yaşama yönelik olarak geliştirdiği düşünüş biçimi ve bazı sığ düşünürlere göre ideoloji komünizm anlamına gelmektedir. Küçük bir not; yaşadığımız yüzyılda herkes kendisini önemli bir düşünür sanmaktadır. İdeoloji; çevremizde bulunan her an ve her dakika gördüğümüz ve yaşadığımız sistemin aslında ta kendisidir. Reklam panoları, büyük alışveriş merkezleri, toplu taşıma araçları, yazılı ve görsel medyada yer alan mesajlar özetle zihnimize aktarılan her çeşit bilgi ideolojidir. Birey, ...