Dün gece sokakta tek başına yürüyordun. Kimsenin suratına bakmıyordun, umutlarını avuçlarının içinde saklıyordun. Telaşlanıyorum seni böyle gördükçe, ruhumdaki kaleleri yıkıyorsun her sokak lambasını arkanda bıraktığında. Otobüsten indiğimde seni çoktan kaybetmiştim. O gece çok aradım sensizliğimi. Ellerim ceplerimde kocaman ve sonsuz bir karanlığın içinde kalp atışlarımdan gelen çığlığı dinliyordum. Kaldırımları aşarken bir bir ilk bahar esintisi tüm vücudumu serinletiyordu. Seni bulamamak yormuştu ruhumu, bu mektubu kaleme alırken, geçmişimin yoksulluğu ardımdan yakama yapışıyordu. Mürekkep kağıda doğru süzülürken, kalemim cümlelerime direniyordu. Gözlerimden akmıyordu sessiz yaşlar, kırmızı bir bisikletti önümüzden geçen, hayatımın kirli yolları tek tek arkamda kalıyordu.
Bir çocuk gördüm o gece tek başına...
oyuncağı ile baş başa, usulca yaklaştım yanına...
beni gördüğünde korkuyordu küçük gözleri...
soran bakışlarla eğildim ona doğru iyi misin?...
birden koştu kollarıma artık kucağımda ağlıyordu...
yalnızlık kalbini sarmıştı sahipsiz kalbi korkuyla atıyordu...
birlikte şeker aldık...
kocaman yanaklarından akan yaşlarıyla gülümsedi yüzüme...
artık birlikteydik, birlikte yaşlanacağımıza söz verdik...
o günden sonra her defasında kaçtı benden
ve her defasında aynı yerde ağlıyordu...
bu mektubu kaleme alırken, kırgındı kurşun asker saklanmıştı sayfalarının arasına...
usulca eğildi kağıtlarına sağlıcakla dedi kırık mektuplarına...
çağdaş gökbel. 08.04.2014

Yorumlar
Yorum Gönder