Türkiye, tarihi bir seçimin ardından, kritik bir sürecin içine girmiş
bulunmaktadır. Ortaya çıkan kasetlerin, yolsuzluk iddialarının kıymeti
harbiyesinin olmadığı sonuçlarla beraber yüzümüze bir tokat gibi çarptı. Sosyolojik
bir çıkarım yapmanın güç olduğu aşikardır. Kolay olan söylem; halkı suçlamak ya
da halka ağır ithamlarda bulunmaktır. Seçimler bize şunu açıkça göstermiştir,
sol hareketin politikaları ve siyasi manevraları çökmüştür. 12 Eylül askeri
darbesi sonucunda, doksanlı yıllardan sonra ortaya çıkan sol hareketler
hastalıklı kuruluşlardır. Yıllarca süren Kürt halkına destek politikaları, solu
Türk halkından uzaklaştırmış, geniş kitlelerin sahiplendiği değerlerden uzak
bir sol anlayış ortaya çıkmıştır. Türk dili konusunda bile doğru düzgün bir
tavır alamaz durumdadır bugünkü sol. İktidarını işçi sınıfı ile kuracak olan
hareket işçi sınıfını tamamı ile muhafazakar kesimin eline bırakmıştır. Kendi
toplumuna yabancı bir sol cenahla karşı karşıyayız. Yörük kültüründen, ege'de
yaşayan halkların yerel kültürlerine, hatta iç Anadolu'ya kadar uzanan bir
kültürel mirastan kopuş yaşanmıştır. Bugün yaşanan krizin birinci derecede
sorumlusu halk değil kibrinden taviz vermeyen sosyalist kesimlerdir. Marksizmin
bilimsel temsilcileri, Türkiye toplumundan ve değerlerinden uzaklaşarak
bilimsel olmayan bir yolu tercih etmişlerdir. AKP iktidarının başlıca sorumlusu
bir türlü kendi kabuğunu bulamayan sol kesimdir. Kürt sorunu uğruna Anadolu
insanı, kapitalist güçlerin ve muhafazakar cenahın pençesine teslim edilmiştir.
Kör bir CHP eleştirisi ile kendi siyasetini oluşturmaya uğraşan bu kesimler,
iktidarın değirmenine su taşımaktadır.
Sol cehaletin kutsandığı bir ortamda nefes almaya çalışan solcular olmak
gerçekten yorucu bir iş. Sol görüşlü bir
insan düşünün; ülkesi ile derdi olan, ezilenlerin ve emekçilerin haklarını
kendine dert edinmiş bir insan, peki nasıl oluyor da bu birey sol cenahla
anlaşamıyor? Cevap basit devrim konusunda ciddi olmayan hareketlerin elinde,
insanlar sol görüşten kaçıyor ya da uzaklaşıyor. CHP'yi sağ siyasetin kucağına
atan bir sosyalist anlayışa hizmet etmek karşımıza bu korkunç tabloyu
çıkartıyor. Muhalefetin parçalı yapısı iktidarın işine geliyor. Sol strateji
ise kısır çekişmelerin de etkisiyle yok oluşun içerisine girmiş durumda. Çözüm
olarak yeni bir stratejiye ve anlayışa ihtiyacımız bulunmaktadır. Kendi kültürü
ile yeteri kadar barışık, anadil konusunda Türkçenin içine düştüğü elzem
durumun farkında ve buna yönelik olarak politikalar üreten, halkın dini
hassasiyetleri ile barışık, sokakları ateşlemek yerine yapıcı siyasi argümanlar
üreten, bilimsel gerçeklerle hareket
eden Marksist bir partiye ihtiyaç vardır. Bugün artık sol insanlara ölümden
başka bir gelecek vaat edememektedir. Ölüler üzerinden yıllarca yapılan mağdur
edebiyatı halkın gözünde güçlü bir profil çizmekten uzaktır. Bugün ihtiyacımız
olan yaşamı ve umudu pekiştirmektir. Bozulan moralleri düzeltecek, geleneksel
değerlere bağlı, Kürt kuyrukçuluğundan uzak, günümüz şartlarına uygun herhangi bir
parti ile pragmatist olarak bağ kurabilecek bir harekete ihtiyaç vardır. Artık
bu saatten sonra ölen her insanın sorumlusu yalnızca iktidar değil, o çocukları
ateşe atan çarpık sol siyaset olacaktır. Son tahlilde; sol hareketler seçim
sonrası ağır bir darbe almıştır. Bu krizden çıkış yolu ise gerçek ve makul bir
birleşmedir. Bölünmüşlüğün faturasını, Anadolu halkı seçeneksiz kalarak
yeterince ödemektedir. Kimsenin bu haklın umutlarını şuursuzca harcama lüksü
artık yoktur. Üzerinde defalarca durduğum Anadolu kültürü ile yeni bağlar
kurmak gerekli ve kaçınılmazdır. Köylü işi diye aşağılanan değerlere sıkı
sıkıya sarılmak ve gerçekçi bir muhafazakarlığı ortaya koymak önemlidir. Hikmet
Kıvılcımlı da dahil bu topraklarda yaşamış bütün önemli düşünürlerin, stratejilerini
değerlendirmek ve bugüne uyarlamak elzemdir. Zeybekle, teke havalarıyla ve
torosların kültürel birikimleriyle yoğrulmadan sol hareket halkla gerçek bir
buluşma sağlayamayacaktır. Halaydan öteye geçemeyen dar kafalı anlayışlar
ülkenin bir yanını ezilmiş, diğer yanını ise mazlum olmayan halk olarak görme
hatasına düşmüşlerdir. Artık kaçınılmaz sona doğru ilerlemekteyiz önce kendi
köylümüzle ve onların değerleri ile barış sağlayıp sonra şehirlere
yönelmeliyiz. Aksi taktirde bugün kendisine sosyalist sol diyen hareketler
çökmüş ve Anadolu insanına siyaset üretemez hale gelmişlerdir. Tarihin
çöplüğüne doğru sürüklenmek istemiyorsak bütün toplumsal değerlerimize sıkı
sıkıya sarılmaktan başka çaremiz kalmamıştır.
ÇAĞDAŞ GÖKBEL 31.03.2013

Yorumlar
Yorum Gönder