Ana içeriğe atla

YALANLAR

07:30
Gözlerini yavaşça araladı, gün yeni ortaya çıkıyordu. Güneş utangaçtı ve bulutların arasından aydınlatmaya çalışıyordu karanlığı. Ayaklarını yere uzattığında parmaklarına hücum eden soğuğun etkisiyle tüm bedeni titredi. Yatakta çıplak uyuyan kadın, onun bu hareketlerine aldırış etmiyordu. Az önce yaşanan orgazmın etkisiyle gevşekti bedeni. Zihninde canlanan erkeğinin ahengi halen gözlerinin önündeydi. Sedat pencereye yaklaştı, masanın üzerinde duran gazetenin manşetindeki  yalanları okuyup gülümsedi. Kadını tüm benliği ile onu çağırırken, o pencerenin önünde ülkesinin geleceğinden kaygılı, sevişebilecek kadar da şanslı görüyordu kendisini. Sedat neredesin? Sedat kim? Aklına hücum eden sorularla boğuşuyordu delikanlı. Zorunlu askerliğini yapmamış bir kahraman aynı zamanda esaslı bir hain adayı idi. Çıplak pencerenin önünde durmanın topluma yöneltilmiş bir silah olduğunu düşünüyordu ki, Birden kendisini ahmakça buldu, silahında yeterince mermi kaldığına yönelik inancı yoktu.



11:55
Aslı kahvaltı masasını donatırken eksik olan bir şeyler olup olmadığını kontrol ediyordu. Bacaklarının arasında hala onu hissediyordu. Öğlen vakti soğuktu ve tekin değildi sokaklar. Güneş hala sırdı onlar için. Babasını düşünüyordu Aslı, birde televizyonlarda sürekli okunan kadına şiddet haberlerine kulak kabartıyordu. Kafasının keskin bir bıçakla gövdesinden ayrıldığını, bedeninin kendi kanıyla yıkandığını hissediyordu. Gizil bir hayranlık ya da sapkın bir zevk hissediyordu vahşet karşısında. Boş zamanlarında İnternet'e giriyor, şiddet içerikli pek çok videoya kaptırıyordu kendisini.  Babasız olmanın bilinen belki de çok eksik yanı vardı, sevgisizliğin yanında, erkekler tarafından düzülmeye ideal bir kadın olarak görünmekte cabasıydı. Aslı tüm bunları düşünürken televizyonda son dakika haberi veriliyordu; “ İran dönüşü kameralara açıklama yapan başbakan: ‘Kadına yönelik şiddetin durdurulması için devletin her türlü yasal önlemi alacağını belirtti’ ” Yalanlar ekranlardan savrulurken Aslı televizyonu hırsla kapattı (Yere düşen bardak büyük bir gürültüyle çığlıklar atarak bin parçaya ayrıldı).


03:26

Sedat soluk soluğa yataktan doğruldu. Biraz önce Aslının bacaklarının arasındayken şimdi bir anda her şey bitmişti. O esnada erkek olmanın pek de meziyetli bir durum olmadığını geçirdi aklından. Aslında üniversite arkadaşı Elifi düşünüyordu, Aslıyla sevişirken. Aslı da iş arkadaşı Aliyi birbirlerini zihinlerinde aldatıyordu ikisi de. Sedat Cama doğru yaklaşırken Aslı onu izliyordu. Yatağın altındaki keskin bıçağı eliyle kontrol etti. Zamanı gelmişti artık yalanların sonuna doğru adım adım ilerliyordu Sedat. Aslı öylesine yaklaşmıştı ki Sedat'a nefesi sırtında yankılanıyordu. İlk bıçak darbesi enseden girmiş ve boğazından çıkmıştı. Kanlar içindeki erkek garip sesler çıkararak yerde titriyordu. Aslı gülümsedi gözlerinin içine bakarak. Henüz ölmeyi beceremeyen erkeğinin ellerini avuçlarına aldı. Kulaklarına doğru eğildi ve şu sözleri fısıldadı; “ Erenköy’de vahşi cinayet! Birlikte yaşayan iki sevgiliden kadın olanı erkeğini tamda ensesinden yakaladı” bu sözleri sarf ettikten sonra kahkaha krizinde buldu kendisini Aslı. Sedat ona doğru döndü aşkım iyi misin? Diye sordu… Aslı kollarını erkeğinin boynuna doladı, yalanlar bir gün son bulacak aşkım! bir kez daha sevişmeye ve bu defa içime boşalmaya ne dersin….


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KİMSESİZLER TRAGEDYASI

Buralarda Sonbahar sokakları derler yalnız ve karanlık köşelere. Ellerim ceplerimde ve karşımda Cihat etmeye hazır suratlar. Fanatizmi yenemediğimiz saatleri devirirken aklım, kediler çığlık çığlığa  mırıldanırken ve  kesinlikle havada sex kokarken, ruhumu mengeneyle sıkan baskıya rağmen bağırarak şarkı söylüyorum. Yürümek düşünmesini bilen insanın tek silahıdır. Toplumlarımız karanlık çağın ağırlığı altında ezilirken, insanın belki de son sığınağı bilmediği bir boşluğa yürümektir. Bir erkeğin kalbi olmamalıdır, doğuştan yasaklıdır ona ağlamak. Travması hep ağırdır erkeğin. Emin olmalı birileri artık erkek kediler, erkek insanlardan özgürdür. Şehir insanın ruhuna küstüğünde, kent kollarını sadece paraya açarken, beş parasız bir meczup saçlarını okşatamadığı anların intikamını yıldızlardan çıkarıyor. Orta doğu sokakları kan, gözyaşı ve tecavüz. Büyük babalar böyle istedi diye kilit vurduk dudaklarımıza, inanç belledik insan öldürmeyi. Boğaza kadar fanatizme battık. Kitles...

KÜÇÜK ADAMIN HİKAYESİ

INTRO Daha önce hiç tanımadığım bir tat dilimin ucundaki. “Yeni mi çıkarmışlar bu dondurmayı?” gülümsüyor, çok eğleniyor, damağımdaki tadın yarattığı şaşkınlıkla eğleniyor. Sucuk gibi terlemişim, topun peşinde koşmaktan. Babam hep bu komik deyimi kullanırdı, belki de beni kırmak yerine güldürmeyi tercih ederdi. Küçük kız yanındaki erkek çocuğuyla uzaklara dalıyor ve gülümsüyordu, gündüz vakti kendini gösteren Ay’a bakarak. Şimdi karanlığı geçtik, şimdi intronun sonuna yaklaşırken Elele tutuşup dünyanın ekseninde dönüyorduk. Şimdi dünya bizdik, sarıldık! Ayrılmayı yediremedik! Sustuk! Ve gülmedik… PEMBE PLASTİK TOP Kahvaltının sonuna gelirken gözüm heyecanla dışarıdaydı. Bu durumu kimseye çaktırmak istemezsin özellikle evdekilere. Ama anne ve baba her şeyi bilir ve hisseder. Gelen arkadaşın ardından hızla çıkılır evden. Annenin tüm uyarılarından kaçabilmenin tek yolu hızla ayakkabıları giyip uzaklaşmaktır. Dün patlayan topun yerine pembe plastik bir top gelmiştir. Çok güldü...

EROS VE UYGARLIK

Modern dünya; hepimizin yaşadığı, elektronik ağlarla çevrili ve bir bölümü tamamı ile çöplüğe dönmüş olan uygar gezegenimize verdiğimiz bir ad. Yaşadığımız hayat, buharlı makinelerin ardından insanlığın kendi yarattığı metaların kontrolüne girdiği, duygu dünyasının, düşünce ve akıl eksenin büyük oranda ters düz olduğu muazzam bir yapay zeka medeniyeti. Korkmayın bu yazı bir filmin senaryosundan ya da hazırlanmakta olan bir belgeselden alınmamıştır. İdeoloji; kimine göre korkutucu, kimine göre var olduğu yaşama yönelik olarak geliştirdiği düşünüş biçimi ve bazı sığ düşünürlere göre ideoloji komünizm anlamına gelmektedir. Küçük bir not; yaşadığımız yüzyılda herkes kendisini önemli bir düşünür sanmaktadır. İdeoloji; çevremizde bulunan her an ve her dakika gördüğümüz ve yaşadığımız sistemin aslında ta kendisidir. Reklam panoları, büyük alışveriş merkezleri, toplu taşıma araçları, yazılı ve görsel medyada yer alan mesajlar özetle zihnimize aktarılan her çeşit bilgi ideolojidir. Birey, ...