Ana içeriğe atla

SANATÇI OLMAK YA DA OLMAMAK

Antalya sanatçılar derneği 1992 yılında; Ressam, Şiar, Öykücü ve Müzisyenlerin bir araya gelerek kurdukları bir dernek. Derneği ülke gündemine taşıyan neden ise kurulduğu günden itibaren faaliyet yürüttükleri mekanın, Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından kapatılıyor olması. Antalya'nın kale kapısı mevkinde bulunan derneğin merkezi pek çok sanat organizasyonuna ev sahipliği yapmış. Antalya sanatçılar derneği başkanı Cahit Çakçıl yaşanan gelişmelerin Antalya da sanatı bitirme noktasına getirdiğinin altını çiziyor. Sadece Antalya yereli için değil, Türkiye genelinde sanatın içinde bulunduğu durumu Ansan başkanı Cahit Çakçıl ile değerlendirdik.

Antalya da gerçekleştirilen sanat faaliyetlerine katkılarınız nelerdir?
Antalya sanatçılar derneğinin (ANSAN) şuanda 250 üyesi var. Kentin sanatsal duyarlılığının gelişmesi adına pek çok organizasyon düzenliyoruz. Resim sergileri, Şiir ve öykü günleri gibi faaliyetlere öncülük ediyoruz. Yeni yetişen şair ve öykücüler için hazırlanan bu ortamlar, kendilerini tanıtmalarında önemli imkanlar sağlıyor. Özetle bu yeni yetişen sanatçıların Antalya kamuoyuna duyurulmasını sağlıyor dernek. Örneğin Akdeniz şiir günlerini organize ediyoruz geçen sene 13. Şiir etkinliğimizi tamamladık. Öykü günlerinde ise; bu yıl 15. Etkinliğimizi yapacağız. Öykü günlerinde; Erdal öz, Leyla Erbil, Tarık Dursun Kakınç, İnci Aral gibi önemli isimleri onur konuğu olarak ağırladık. Daha sonra Erdal Öz ve Leyla Erbil gibi isimleri maalesef yitirdik. Düzenlediğimiz şiir günlerinde ise; Ahmet Telli’den, Haydar Ergülen’e kadar Türkiye'nin önemli şairlerini onur konuğu yaptık. Bu sayede Antalya halkı pek çok sanatçı ve ozanımızla tanışma imkanı yakaladı. Sanıyorum ki derneğe karşı takınılan tavrın altında yatan neden bu olsa gerek. Anlayacağınız Ansan birilerini rahatsız etmişe benziyor. Bahsettiğim etkinlikleri göz önüne aldığımızda, bulunduğumuz mekanda yoğun bir çalışma var. Sadece yerel düzeyde çalışmalarla da yetinmedik. Akdeniz'e açıldık ve şiir günlerimizi uluslararası platforma taşımak için çaba sarf ettik. Danimarka ve Ansan arasında şiir köprüsü kurduk. Danimarka’dan yaşadığımız kente şairler getirdik. Bu da göstermektedir ki Antalya sanatçılar derneğinin Antalya’ya yapmış olduğu katkılar paha biçilemez.
Ülke gündeminde geniş yer bulan, çalışmalarınızı da yürüttüğünüz yerin kapatılma gerekçesi nedir?
Bir önceki belediye başkanı Mustafa Akaydın bir protokol şartı ile bu yeri bize on beş yıllığına tahsis ediyor. Şimdiki belediye başkanı Menderes Türel imzalanan bu protokole uymadığımız gerekçesi ile faaliyet yürüttüğümüz yeri kapatıyor.  Türel kurulduğumuz günden bu yana sanata ilişkin herhangi bir organizasyon yapmadığımızı söylüyor. Kendisini 30 Mart yerel seçimlerinden sonra tebrik için ziyarete gittiğimizde aramızda çok kısa bir görüşme gerçekleşti. O görüşmede başkan esprili bir dille bizimle konuştu ve daha sonra özel olarak makamına çağıracağını söyledi. Bu görüşme maalesef hiç gerçekleştirilemedi. Menderes Türel 19 Temmuzda İstanbul’da altın portakal film festivaline ilişkin yaptığı açıklamada; film festivalinin onur konuklarını açıkladı. Kim o isimler; Tarık Dursun Kakınç, tiyatrodan Haldun Dormen ve sinemadan Selma Güneri onur konuğu yaptıklarını açıkladı. Basına yaptığım açıklamada; 2014’ün altın portakalda onur ödülü verilecek üç kişiden birisi olan Tarık Dursun Kakınçı 2006 yılında dernek faaliyetimizde onur konuğu olarak ağırladığımızı söyledim. Anlayacağınız biz elimizden geldiğince sanat faaliyetlerine öncülük etmeye çalışıyoruz.
                     



                                             "ANSAN BAŞKANI CAHİT ÇAKÇIL"


                                “Başkan Yalan Söylüyor!”  
 Menderes Türel basına yaptığı açıklamada; dernek yöneticilerini çağırdığını ve derneğin imzalanan protokole uymadığını söyleyip bizleri uyardığını iddia etti. Ertesi gün yaptığım açıklamada başkan yalan söylüyor dedim. Çünkü büyükşehir belediye başkanı bizimle hiç konuşmadı. Tüm iletişim kurma çabalarımıza rağmen Menderes Türel bize olumlu bir yanıt vermedi. Bu vahim olaylar yaşandıktan sonra da kendisi ile  hiç konuşmadık maalesef. Bize ilk olarak 23 Eylül akşamüzeri saat: 17:30 da kaymakamlıktan bulunduğunuz yeri tahliye edeceksiniz diye yazı geldi. Tahliye için, Ertesi gün yani 24 Eylül saat: 14:00 kadar süre verildi. Akabinde mahkemeye başvurduk ve mahkeme yürütmeyi durdurma kararı aldı. Bu arada gazetecilerin önünde büyükşehir belediye başkanı Menderes Türel'e ulaşmaya çalıştım. Telefona özel kalem müdürü çıktı, telefonumu aldı ve bize geri dönüş yapılacağını söyledi. Böylece randevu taleplerimiz de belgelenmiş oldu. Acı olan ise; birileri aydınlanmaya savaş açmış gibi görünüyor. Şuan röportaj yaptığımız Yavuz Özcan parkında bulunan Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğine de bulunduğunuz yeri boşaltın deniyor. Başka bir izahat bulamıyorum Çağdaş yaşama ve sanata bu kişiler savaş açmış durumdalar.
Antalya Büyükşehir Belediyesinin Antalya Sanatçılar Derneğine yönelik olarak takınmış olduğu bu olumsuz tavrı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kanımca bu yalnızca Antalya büyükşehir belediyesinin sorunu değil. Türkiye de AKP’li belediyelerin genel perspektifte aldığı bir tavır olarak görüyorum. Ülkemizdeki her meseleye tepeden bakan bir anlayışla karşı karşıyayız. Menderes Türel Antalya'nın evladı ve yetiştirdiği bir isim. İlk başkanlık döneminde, dört sene birlikte çalıştık herhangi bir problem yaşamadık. Biz o zaman sanat yapıyorduk da şimdi mi sanat yapmaktan vazgeçtik. Menderes Türel çok değişmiş, başkanlık yaptığı ilk dönemle şimdiki arasında büyük farklar var. Bize karşı alınan bu tavrı belediye başkanın aldığı bir tavır olarak düşünmüyorum. Anlaşılan ortada bir üst akıl mekanizması var. Derneğimizde; Nazım Hikmet ve Turgut Uyar anmaları yapılıyor. Bu şairlerimizin yanında Necip Fazıl ve Mehmet Akif Ersoy ’uda anıyoruz. Yani derneğimiz tek bir görüşe angaje bir dernek değil. Ancak anlaşılan birileri derneğimizi belli ideolojik odakların yuvalandığı bir yer olarak görüyor ve başkana dağıtacaksın orayı deniyor. Kısacası bize karşı alınan bu tavır ülke genelinde sanata karşı takınılan tavırla aynıdır.
Mevcut iktidarın sanata yönelik bakış açısını nasıl yorumluyorsunuz?
Mevcut iktidarın Çağdaş sanatla ilgisi yok. Antalya’da piyano festivalinin ve Fazıl Say'ın başına gelenler ortada. Sanat dendiği zaman birilerinin aklına sadece tasavvuf musikisi, divan edebiyatı, hattatlık ve Osmanlı dönemindeki minyatür sanatı geliyor. Elbette ki saydığımız bu alanlarda sanatın içerisindedir. Kaldı ki derneğimiz bünyesinde çalışma yürüten minyatür ve ebru sanatçılarımız da var. Ama bu insanların kafası farklı işliyor, yapılan çalışmalar hep onların istediği gibi ve tek boyutlu olacak. Şimdi ise büyükşehir belediye başkanı Menderes Türel terk ettiğimiz mekanın gelirini şehit ve gazi ailelerine bağışlayacağını söyledi. Bu çok çirkin bir istismar politikası Valide bağ olayına benzer gelişmeler yaşanıyor Antalya da. Büyüklüğü ile övünen ülkemiz şehit ve gazi ailelerine bakamayacak durumda anlaşılan. Benim kardeşimde askerde şehit oldu ve bende o ailelere mensup birisiyim. Bu kadar küçük düşünmemek gerektiği inancını taşıyorum. Ortada güzel işler yapan ve kente büyük katkısı olan bir derneği kapatmanın gerekçesi olamaz.
   



                      "BOŞALTILDIKTAN SONRA ANTALYA SANATÇILAR DERNEĞİ"

     “TOMALARLA VE POLİS ZORU İLE DERNEĞİ BOŞALTTILAR”
Antalya Sanatçılar Derneğinin kapatılması korkunç bir şekilde oldu. 1 Aralık günü Antalya için kara gündür. Neden kara gün diyorum; saat: 12.00’da iki tane sivil polis derneğimize geldi ve boşaltma kararını bizlere tebliğ etti. Polis tebligatı uzattığında şok oldum. Tebligata göre aynı gün ve aynı saat içerisinde derneği boşaltmamız isteniyordu. Yani anlayacağınız boşaltmamız için bir dakika dahi süremiz yoktu. Polis memuru arkadaş sağ olsun insafa geldi ve kağıda 12.15 yazdı. Bize tebliğ edilen bu yazı Murat paşa kaymakamlığından geliyor. Kaymakamla görüştüğümüzde bize kendisinin arada olduğunu ve bugün derneğin mutlaka boşaltılması gerektiğini, var olan sorunu ise belediye başkanı ile halletmemiz'in zorunlu olduğunu belirtti. Anlayacağınız 27.11.2014 günü alınan mahkeme kararı bize ulaştırılmıyor ve 01.12.2014 tarihinde derneği boşaltmak zorunda kalıyoruz. Aksi takdirde zaten yasalara aykırı bir durum içerisinde olmamız asla söz konusu olamaz.
         
            



                   "BİRİLERİ RENKLERDEN KORKUYOR!ÇOCUKLARIN DERNEĞE BIRAKTIĞI İZLER"

         
           “MURAT PAŞA BELEDİYESİ YER KONUSUNDA HAREKETE GEÇTİ”


Yaşanan bu olumsuz gelişmelerden sonra Murat paşa belediye başkanı Ümit Uysal bize yer tahsis etme konusunda söz verdi. Büyük ihtimalle yerimiz Konyaaltı Caddesi üzerinde olacak. Murat paşa belediyesinin bu hususta harekete geçiyor olması en azından şimdilik olumlu bir gelişme olarak değerlendirilmeli. Öte yandan sanata karşı yapılan bu saldırıları unutmayacağız ve mücadele etmeye devam edeceğiz bundan kimsenin şüphesi olmasın.


     
                             " ÇAĞDAŞ GÖKBEL VE ANSAN BAŞKANI CAHİT ÇAKÇIL"

Katkılarından dolayı Tolga Üner'e Teşekkürler...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MEĞERSE AŞK...

Usulca aralandı kapı; içeriye doğru süzülürken, ayakları çıplaktı. Sevişmiş gibiydiler; ruhları tutsaktı dudaklarında. Yirmi birinci yüzyıl aşkları demişlerdi… Alınlarında yazan çetin bir suskunluktu. Elleri dokunurken yanaklarına, gözyaşlarını kucaklıyordu avuçları. Karartma günlerini yaşıyordu kent, gözlerinde ıssız acılar, erkek umarsız yalnızca onun dudaklarında yaşarken, tenler birbirine değdiğinde suskundu sokaklar. Zaman düşmandır aşklara, sürekli vurur insanın kollarına kırbacını duyumsayan yalnızca iki kişidir… Utangaç yaklaşırken nefesime,  arsızlığımda  saklı sevgim. Diyalektik ya da umarsız aşkında saklıyordu beni kimsesiz koynunda. Erkek: Düşlerini anlatıyordu dizlerinde…martılar kanatlanıyor annesinin ruhunda. Gözyaşlarını saklıyor kadınından, erkek mahzun, erkek yoksul, erkek çaresiz yirmi birinci yüzyılda.                                        ...

BİR ŞEYLER VE ÇOK ŞEYLER

"Gerçekten önemli olan bir tek felsefe sorunu vardır, intihar. Yaşamın yaşamaya değip değmediği konusunda bir yargıya varmak, felsefenin temel sorusuna yanıt vermektir." (Sisifos Söyleni-Albert Camus)                 Yirminci yüzyıla damgasını vurmuş olan yazarlardan bir tanesidir Albert Camus. Felsefeyi edebiyatla özdeşleştirmeyi seven, başkaldırının devinimi içerisinde sessizce ilerleyen ender insanlardan. Günümüz dünyasına bakarken, bize göremediğimiz pek çok ayrıntıyı gösterecektir Camus. Geriye gidişimizin temelleri bir yüzyıl öncesinde atılmaya başlanmıştır. İkinci dünya savaşı bu manada milat olmuştur. Hz.İsanın doğumunun takvimlere olan yansıması ile ilgilenmiyorum. Nazilerin yarattığı insan ötesi bir başkaldırı ile ilgilenmek zorunda olduğumuzu düşünenlerdenim. 1945 ve savaş sonrası dönem gerçek bir savaşımın yeni başladığını bizlere kanıtlayan örneklerle dolu. Evrimsel sürecimizin üst skalasında insanlığın nihai erginliğine ulaştığını d...

KARANLIĞIN SONUNDA

Güneş süzülürken uğur böceklerimin kanatlarının arasından, seni soruyorum dudaklarımı öpen rüzgara. Penceremden eğilip kedilerimi gözetliyorum, oyun derdinde ikisi de her şey yolunda. Geceden kalma son izleri de silebilmek için banyoda buluyorum kurtuluşu. Çıplaklığım da arıyorum unuttuğum merhametin huzursuz izlerini. Kalp atışlarımı düzene soktuktan sonra çıkıyorum. Kahvaltı ritüeli için masaya oturup çayımı yudumluyorum. Onu düşünüyorum, mesajını görüyorum ışıklı ekranın camından, boynumda nefesinin dolaştığını hisseder gibiyim tebessüm ediyorum... Telefonda duyuyorum sesini çağırıyorsun. Düşünmeden çıkıyorum, ponponlu bereyi ıslak saçlarıma örtü yapıyorum. Üşümüyorum, ruhum titrerken adımlıyorum yorgun kaldırımları. Şimdi o tek başına ve biz iki kişi. O işleri iyi yapıyor, biz biraz yarım… Siz hiç bulutları takip ettiniz mi? Şimdi gökyüzünde hiç bulut yok. Sıkıntı çöktükçe uzaklaşıyorum kendimden. Yanımda yürürken göz ucuyla izliyorum saçlarını. Zaman aleyhime işlerken,...