Ana içeriğe atla

KUTSAL AKLIN NEREDE?

Kabileden kovulan oğulların intikamını kullanan bir sınıfla başımız belada.  Mantık olarak çökmüş ve çöktükçe doğaya daha çok yaklaşan ve ondan daha çok uzaklaşan kötülüğün birliğiyle karşı karşıyayız.  Aydınlanma döneminin gerçekleriyle yüzleşen burjuvazi, devrimlerden korktukça kendisini sofu bir karanlığın kollarında buldu. Kilise ile ittifak kurmayı ve onun değerlerini yeniden sahiplenmeyi sapıkça bir arzuyla kendisine görev edindi. İnsanı ve hayvanı aynı kefeye koydu. Doğu toplumlarının aydınlanma çabalarına bu yüzden kesif bir karanlıkla karşılık verdi. Sosyalizm korkusuyla Cumhuriyetleri çiğnedi ve geçti. Afganistanda yaşananlar bunun en açık örneklerinden yalnızca birisi (Uzun uzadıya Afganistanda olanları anlatamayacağım araştır bir zahmet).

Ne giymeli? Kapalı mı? Yoksa açık mı? Durdurulamaz aşamaya gelmiş durumdayız. Ara yol artık yok, ya karanlık kazanacak ya da aydınlık. Bekaret mekanizması yetmemiş olacak ki kadın sünneti tartışılıyor. Nitekim Ortadoğu ve Afrika ülkelerinde var olan bir uygulama. Kadını iğdiş ediyorlar; tıpkı dişi kedileri, köpekleri ve evcilleştirmek için cinsiyetsiz bıraktıkları hayvanlarda olduğu gibi. ‘Kadın yoktur’ Doğu toplumlarında kamusal yaşamın içerisinde kadın nerede? Araba kullanması dahi yasak olan Sudi Arabistanda mı? Cinsel arzularının farkındalığında olan kadınların ayıplandığı Türkiye de mi? Son ana kadar özgür zannedecekler kendilerini. Her şeye rağmen şort giyebiliyoruz, gizli saklı da olsa sevdiğimiz erkekle sevişebiliyoruz diyen kozmopolit tatlı su yılanlarının da sonu geliyor.

Biz geliyoruz ve sizi ele geçiriyoruz demeyecekler. Her şey bir gecede olacak. Naziler Avusturya’yı işgal ettiğinde komşularının ne kadar insancıl kişiler olduğundan bahsedenler onların canavarlaştığını gördüğünde artık çok geç olmuştu. Batılı emperyalistlerin partisi sona yaklaşıyor. Köleleştirdiklerini düşündükleri sakatlanmış toplumlar tüm medeniyeti yok etmek için hazırlanıyor. Horkheimer aşaması diyorum bu ana ve bu andan itibaren doğanın başkaldırısından söz etmeye başlayacağız. Kadınlar yine kadınlar tarafından zapt edilerek iğdiş edilecek. Köleliğin yerini kölelikle ve uygarlığın yerini vahşilikle ikame edenler dünyanın sonunu getirebilirler. İlk perde Hitler ve türevleriyle kapanmıştı. Şimdi ikinci perde de onun doğu kökenli temsilcileri sahnedeki yerlerini almış durumdalar.

*partinin tadını kaçırdım
nümayiş zannettiLer
isyanmış
nazik bir katiL
doğurmuşsun
ve kazanmış

Nazik bir katil doğurmuşsun
Ve kazanmış...!
kutsaL
akLın
nerde
dans et
üstümde
sakin oLmak için

biraz daha eğlen…. Mor ve Ötesi Parti https://www.youtube.com/watch?v=N8XvQqcj3hE

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MEĞERSE AŞK...

Usulca aralandı kapı; içeriye doğru süzülürken, ayakları çıplaktı. Sevişmiş gibiydiler; ruhları tutsaktı dudaklarında. Yirmi birinci yüzyıl aşkları demişlerdi… Alınlarında yazan çetin bir suskunluktu. Elleri dokunurken yanaklarına, gözyaşlarını kucaklıyordu avuçları. Karartma günlerini yaşıyordu kent, gözlerinde ıssız acılar, erkek umarsız yalnızca onun dudaklarında yaşarken, tenler birbirine değdiğinde suskundu sokaklar. Zaman düşmandır aşklara, sürekli vurur insanın kollarına kırbacını duyumsayan yalnızca iki kişidir… Utangaç yaklaşırken nefesime,  arsızlığımda  saklı sevgim. Diyalektik ya da umarsız aşkında saklıyordu beni kimsesiz koynunda. Erkek: Düşlerini anlatıyordu dizlerinde…martılar kanatlanıyor annesinin ruhunda. Gözyaşlarını saklıyor kadınından, erkek mahzun, erkek yoksul, erkek çaresiz yirmi birinci yüzyılda.                                        ...

BİR ŞEYLER VE ÇOK ŞEYLER

"Gerçekten önemli olan bir tek felsefe sorunu vardır, intihar. Yaşamın yaşamaya değip değmediği konusunda bir yargıya varmak, felsefenin temel sorusuna yanıt vermektir." (Sisifos Söyleni-Albert Camus)                 Yirminci yüzyıla damgasını vurmuş olan yazarlardan bir tanesidir Albert Camus. Felsefeyi edebiyatla özdeşleştirmeyi seven, başkaldırının devinimi içerisinde sessizce ilerleyen ender insanlardan. Günümüz dünyasına bakarken, bize göremediğimiz pek çok ayrıntıyı gösterecektir Camus. Geriye gidişimizin temelleri bir yüzyıl öncesinde atılmaya başlanmıştır. İkinci dünya savaşı bu manada milat olmuştur. Hz.İsanın doğumunun takvimlere olan yansıması ile ilgilenmiyorum. Nazilerin yarattığı insan ötesi bir başkaldırı ile ilgilenmek zorunda olduğumuzu düşünenlerdenim. 1945 ve savaş sonrası dönem gerçek bir savaşımın yeni başladığını bizlere kanıtlayan örneklerle dolu. Evrimsel sürecimizin üst skalasında insanlığın nihai erginliğine ulaştığını d...

KARANLIĞIN SONUNDA

Güneş süzülürken uğur böceklerimin kanatlarının arasından, seni soruyorum dudaklarımı öpen rüzgara. Penceremden eğilip kedilerimi gözetliyorum, oyun derdinde ikisi de her şey yolunda. Geceden kalma son izleri de silebilmek için banyoda buluyorum kurtuluşu. Çıplaklığım da arıyorum unuttuğum merhametin huzursuz izlerini. Kalp atışlarımı düzene soktuktan sonra çıkıyorum. Kahvaltı ritüeli için masaya oturup çayımı yudumluyorum. Onu düşünüyorum, mesajını görüyorum ışıklı ekranın camından, boynumda nefesinin dolaştığını hisseder gibiyim tebessüm ediyorum... Telefonda duyuyorum sesini çağırıyorsun. Düşünmeden çıkıyorum, ponponlu bereyi ıslak saçlarıma örtü yapıyorum. Üşümüyorum, ruhum titrerken adımlıyorum yorgun kaldırımları. Şimdi o tek başına ve biz iki kişi. O işleri iyi yapıyor, biz biraz yarım… Siz hiç bulutları takip ettiniz mi? Şimdi gökyüzünde hiç bulut yok. Sıkıntı çöktükçe uzaklaşıyorum kendimden. Yanımda yürürken göz ucuyla izliyorum saçlarını. Zaman aleyhime işlerken,...